More
    Ana SayfaELEŞTİRİ“Seçim Dansı” Tiyatro Oyununu Sizler için Yorumluyorum

    “Seçim Dansı” Tiyatro Oyununu Sizler için Yorumluyorum

    Onur Rüştü Atilla, Doğan Akdoğan,Fatih Aydın’ın kurucusu olduğu “Tiyatro Dan” tarafından sahnelenen “Seçim Dansı” tiyatro oyununu dün akşam performans sanatlarına kucak açan bir merkez olma amacıyla yola çıkan House of Performance kültür ve sanat merkezinde izleme şansı buldum.

    Dünya çapında başarılı olmuş. Dünya’nın en iyi oyun yazarlarından biri olan Sebastian Seidel tarafından kaleme alınan, çevirisini Yücel Erten’in yaptığı, Mert Öner’in yönetmen koltuğunda oturduğu tiyatro oyununun oyuncu kadrosunda; Onur Rüştü Atilla, Doğan Akdoğan, Berkay Tulumbacı ve Dilşah Demir yer alıyor.

    Konusundan bahsedeyim kısaca; Yolculuklarının farklı aşamalarındaki üç aday ve en büyük destekçileri olan eşleri, kariyerlerinde büyük bir adım atmaya çalışırken kendilerini kara/komik bir dansın içinde bulurlar.

    Hazırsanız yorumlamaya ve sahne gözlemlerimi aktarmaya başlıyorum; yavaş yavaş artık bir tiyatro sezonunun daha sonuna geliyoruz değerli tiyatro severler. Rahmetli Cem Karacanın şarkısında dediği gibi “Bindik Bir Alamete Gidiyoruz Kıyamete”. Deprem felaketi ile yıkıldık. Şimdide seçim heyecanı ile baş başayız. Ama yine de sanat ile iyileşme çabamız sürüyor. İktidarın seçim yoluyla değiştirilebilir olması demokrasinin en temel kuralı, Sebastian Seidel tarafından kaleme alınan “Seçim Dansı” tiyatro oyunu tamda bu konuyu ele almış. Söylenecek çok sözü olan ve bana göre gayet cesur bir dil ile yazılmış bir metin. Her zamanki gibi yazar bize anlatmak istedi? kendimce aktarayım sizlere. Birincisi iktidarı elde etme hırsı ve iktidar peşinde koşanların bu yolda verdikleri mücadeleyi gayet cesur ifade etmesi oyunun ana fikri bana göre. Ana fikir net, (Siyasilerin asıl amacının Halka hizmet etmek olması gerektiği ancak onların tek derdinin sadece seçimleri kazanmak olması ve bu uğurda halkı hiçe sayması) ana fikir aktarılırken dolambaçlı bir yol tercih etmemiş Sebastian Seidel. İkincisi sandalye elde etmek için saygın bir makama gelmek için yapılan hileler, sahtekarlıkları da kendince göstermesi. Yani saygın bir makama gelmek için saygın olmayan pek çok davranış yapan insanları mizaha baş vurarak komedisi, dramı, argosu gayet yerli yerinde bir dil kullanarak eleştiriyor. Yalnız dün akşam özellikle dikkat ettiğim ve ciddi anlamda kafa yorarak düşündüğüm bir detay var. Dün akşamki oyunda yine kadının adı yoktu ve üç politikacının eşini de tek bir oyuncu canlandırdı. Yine ana kahramanlar erkeklerdi. işte tam bu noktada neden? diye sordum kendi kendime izlerken. Cevabını kendimce buldum. Bence yazar, Kadınların, erkeklere göre daha güçsüz, daha değersiz görüldüğü bir dünyada ayırımcılığa yol açan geleneksel yaklaşımları gözler önüne sermek amaçlı tek bir kadın kullanmış. Yani kadın bu oyunda en son sözü söyleyen kişi ama en arka planda gösterilen de yine kadın. İşte size sanatın daha doğrusu mizah silahının gücü.

    Rejiden bahsederek devam edeyim; sahnelenişi bakımından yönetmen koltuğundaki Mert Öner’in Sebastian Seidel’in orjinal metnine zarar verilmeden, sadık kalarak ama kendinden de bir şeyler katarak, seyirciye en iyisini sunmak için kendince çok büyük çaba sarf ettiğini gözlemledim.

    Dans koreografisini beğendim, müziği oyuna uygun seçilmiş bana göre oyunun artısı, ışık geçişleri sadece bir kısım hariç genelde iyiydi. Kostüm tasarımının zaten metnin ana malzemesi olduğu bana net geçti. Örneğin; Dilşah Demir’in giydiği yeşil kıyafet dünyamızdaki tüm bu yalan dolan hayatımıza rağmen canlanmayı, yenilenmeyi ve umudu da temsil ediyor. Berkay Tulumbacı’nın giydiği beyaz kıyafet saflık ve masumiyeti simgeliyor. Dekor sade ama çok işlevliydi. Kısacası yine sahnede seyirciye geçecek olan duyguyu aktarmayı hedefleyen bir yönetmen tarafından, titizliği her ayrıntısında gördüğüm bir reji izlediğimi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

    Kısaca oyunculuklara da değinmek istiyorum; bir tiyatro eleştirmeni olarak,benim için sahne gözlemlerimin en önemli detayı oyunculuklar; genel olarak oyuncuların tümünü baş rol olarak değerlendirdiğim ve oyuncuların tümünü enerjilerine hayran olduğum bir tiyatro oyunu izlediğimi söyleyerek başlayayım değerlendirmeme. Saygın bir makama gelmek için saygın olmayan pek çok davranış yapan insanları anlatan tiyatro oyununda üç politikacının eşlerini ayrı ayrı oynamak kolay değil. Dolayısıyla bu oyunun lokomotifi tartışmasız Dilşah Demir. Oyunun en masum karakteri aslında bana göre ama o da çirkinlikten nasibini alan doktor olarak karşımıza çıkan Berkay Tulumbacı çok sağlam olabildiğine etkili bir performans izletti bize. Bana göre Onur Rüştü Atilla, Doğan Akdoğan metin bakımından öne çıkan iki oyuncusu, oyunun ayakları en sağlam yere basan iki karakterini canlandırıyorlar diyebilirim. Dolayısıyla üzerlerindeki yük biraz daha fazlaydı. Ancak “Sezarın hakkı Sezara” demişler. Sahnede dün akşam net olarak gördüğüm, oyuncuların her birinin rollerine iyi hazırlandığı, adeta yaşayarak oynadıkları ve sahne arkasında çalışanlarında gayet titiz davrandığı. Bundan yola çıkarak, “Seçim Dansı” tiyatro oyununu gayet başarılı bulduğum ve Best of sıralamama aldığım bir oyun olduğunu düşünüyorum. Ajandanıza not edin ve ilk fırsatta gidip izlemeyi ihmal etmeyin diyerek yorumumu burada sonlandırıyorum.

    Genel Yayın Yönetmeni : Murat Karakaş

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz

    Yeni İçerikler