More
    Ana SayfaRÖPORTAJYaratıcılığın Kalbine Yolculuk: İlkay Zengin ile Derin Bir Sohbet

    Yaratıcılığın Kalbine Yolculuk: İlkay Zengin ile Derin Bir Sohbet

    Geçtiğimiz Ağustos ayında yeğenim Poyraz vesilesiyle “İkon Çocuk Tiyatrosu” tarafından sahneye konulan, güçlü sahne prodüksiyonu, eşsiz dansları, görsel şöleni, Barış, Birlik Ve Kardeşlik tamalı konusu ile “Ringo’nun Dünyası” çocuk tiyatrosu oyununu izlemeye gittim. Daha sonrasında ekiple bir araya geldik. O kadar candan ve sıcak kanlı insanlar ki yoğunluklarına rağmen röportaj talebimimi de geri çevirmediler. Aslında ekip geneli ile röportaj almak istedim ancak şu an için mümkün olmadı. Ekibin beyni İlkay Zengin ilk konuğumuz oldu. Bir oyun hayal edersiniz… Sonra o hayal bir evrene dönüşür ve sizi içeri davet eder. İlkay Zengin’in yarattığı “Ringo’nun Dünyası” tam da böyle bir yolculuk. Üç büyük sorumluluğun, yaratıcı bir aklın ve sahneye taşınan güçlü bir hikâyenin ardındaki isimle İlkay Zengin ile “Ringo‘nun Dünyası” üzerine keyifli bir röportaj yaptık. Şimdi sizi, oyunun yaratıcısıyla yaptığımız samimi ve eğlenceli sohbetin kapısından içeri davet ediyoruz.

    Öncelikle Sizi Tanımayan Sanatsal Faaliyetler Takipçileri İçin Bize Biraz Kendinizi Tanıtır Mısınız?

    “Tabii. Ben 1990 Eskişehir doğumluyum. Tiyatroyla da sanatın kalbi olan bu güzel şehirde tanıştım. Çocukluğumdan beri sanatsal olan her şey çok fazla ilgim vardı müzik, resim, dans, tiyatro hatta kıyafet tasarımları bile… O yüzden bir şekilde bunlar hep hayatımda oldu. Meslek seçme zamanım geldiğinde de hayatımın çoğunu çalışarak geçireceksem sevdiğim ve mutlu eden işi seçmeliyim diyerek tiyatroya yöneldim. 2009′ da başladım ve o zamandan beri aktif olarak tiyatronun içindeyim. Bu arada “Bodrum Güzel Sanatlar” Oyunculuk bölümünden mezunum”.

     “Ringo’nun Dünyası” Fikri Nasıl Ortaya Çıktı? Oyunun Yazım Sürecine İlham Veren Olay Veya Duygular Nelerdi?

    “Aslında öncelikle ben bütün tezatlıkları düşünerek yol aldım. Bu bir çocuk oyunu ve zıt olan şeyler aslında basit çatışmalar yaratır. Siyah ve beyaz, doğru ve yanlış, güzel ve çirkin ya da rap müzik ve classic müzik gibi… Baktığınızda her ne kadar zıt olsalar bile biri olmadan diğeri var olamıyor. Bu yüzden kendime şunu sordum “o zaman neden çatışsınlar ki ?”, “Birbirlerini anlamanın ve kabul etmenin bir yolu yok mu ?”
    İlk başta siyah ve beyaz iki dünya düşünmüştüm fakat renkler bu kadar güzelken; çocukları nasıl sıkıştırırdım nötrlüğün içine. Sonra kendimi renklerin psikolojik karşılıklarını araştırırken buldum. İki farklı fantastik dünya yarattım. İçine de diğer zıtlıkları koydum. Farklı müzik tarzları var, farklı dans stilleri var, yaşam şekilleri farklı. Sadece kendi evrenlerini seven sadece kendilerini haklı bulan karakterler. Peki bu karakterler ya bir gün bir birlerini tanımak zorunda kalsalardı ne olurdu ? Oyunun çatışması ve önermesi de buradan çıktı. Birlikte daha güçlü olduklarını anlayana kadar da oyun devam edecekti… yani ilham veren şey aslında çevremizdeki her şey oldu. Sanat böyle şahane bir şey işte”.

    Oyunun Hem Yazarı, Yönetmeni Hem De Oyuncusu Olmak Size Nasıl Bir Avantaj Ve Sorumluluk Getiriyor?

    “Bu üç farklı meslek dalı aslında ve hepsini yüklenmek büyük sorumluluk. Ama bazen biz oyuncular bir proje çıkarırken kendi iş alanımız dışına da çıkmak zorunda kalabiliyoruz. Oyun yönetmeyi çok seviyorum. Yazmak ve yönetmek bir arada olduğunda bence her şey çok daha kolay oluyor. Tabii ki yazılan bir metin, farklı bir yönetmenin dokunuşuyla beklenmedik şahane bir işe dönüşebilir. Yine de ben bu noktada yazmak ve yönetmenin bir arada olmasını avantajlı olarak görüyorum. O hayal dünyasını yazarken zaten kafamda rejisi hazır olmuş oluyor. Ama yönettiğiniz bir projede oynamak çok zor. Çünkü kendinizi dışarıdan bir gözle göremezsiniz, yönlendiremezsiniz. Oyunun içinde her şeyi kontrol etmekten kendinizi bırakamazsınız. Her yiğidin harcı değildir bunu yapabilmek. Benim değildi, Ringo için de istemediğim bir şeydi. Ekip olarak zorunda kaldık diyebilirim. Şimdi oyun bir sürü temsil yaptı ama hala geliştirmeye değiştirmeye denemeye devam ediyoruz. Benim yönetmenim seyirciler oldu diyebilirim. Ekibim güzel olduğu için de çok şanslıyım herkes elini taşın altına koyuyor ve her şeyi hep beraber yapıyoruz”.

    “Ringo’nun Dünyası” Yapım Aşamasında Pedagojik Danışmanlık Veya Çocuk Gelişimi Uzmanlarından Destek Aldınız Mı?

    “Çocuk tiyatrosu gerçekten hafife alınacak bir alan değil. Çok hassas ve özenli olmak gerekiyor, biz bütün çocuk oyunlarımızda çocuk gelişim uzmanlarıyla çalışıyoruz. “Ringo’nun Dünyası” oyununda, ben psikolog/çocuk gelişim uzmanı Güney Toksal ile çalıştım. Kendisi işinde çok başarılı ve gerçekten titizlikle çalışıyor. Her yaş grubunu ve öğrenme biçimlerini ele alarak parça parça oluşturduk oyunu. Bu süreçte bize incelikle yol gösteren profesyonel bir rehberdi kendisi. Umarım tekrar çalışma fırsatımız olur.”

    Sanatsal Faaliyetler Takipçilerine Kısaca “İkon Çocuk Tiyatrosu” Ve Faaliyetlerinden Bahseder Misiniz ?

    “İkon çocuk tiyatrosu 2020′ de Fatih Serdar Yılmaz tarafından kuruldu. O zamandan beri de aktif olarak tiyatro oyunları düzenlemekte. Şu an repertuarımızda 12 civarında oyun var ve hepsi aktif. Ekibimiz konservatuvar mezunu ve herkes farklı okullardan mezun. Kadromuz; Rasim Kılıç, Fatih Serdar Yılmaz, Cengizhan Özdilek, Mısra Memik, Samet Bal, Buket Hacı ve benden oluşuyor. Ana kadro böyle ama tabii bir oyunun provasına girdiğimizde o oyun bazında dışarıdan insanlarla çalışıyoruz; dekor, kostüm, ışık, müzik, kukla tasarımcıları koreograflar çocuk gelişim uzmanları gibi. Her yıl da ekibi genişletmeye ve repertuarımızı çeşitlendirmeye özen gösteriyoruz”.

    Sadece Çocuk Tiyatrosu Mu, Yetişkin Tiyatro Oyunlarında Da Üretim Yapıyor Musunuz Yada Yer Alıyor Musunuz ?

    “Şuan için İkon olarak, çocuk tiyatrosundan devam ediyoruz. Ama ben yetişkin tiyatro oyunlarında, gerek özel tiyatrolar, gerek kurumsallar bir sürü oyunda yıllarca yer aldım. İkon bünyesinde de tabii ki yetişkin tiyatro oyunu projelerimiz var. Bizi takipte kalın”.

    Oyunda Çocuklara Vermek İstediğiniz Temel Duygular Veya Mesajlar Nelerdir?

    Kesinlikle hepsi farkındalık üstüne. Kendini tanıma duygularını tanıma ve adlandırabilme. Çocuklar 2-3 yaşından itibaren duygularını ifade etmeye başlarlar. 4-6 yaştan itibaren de sosyal ilişkiler kurabilme becerileri gelişir. Şimdi bu noktada da farkındalık gerekli. Hissettiği karmaşık duyguları adlandırabilmeli çocuk. Ve kendini ifade edebilmesi özellikle bu yaş grubu için çok önemli. Ben Ringo’da aslında duygu tanımlarını anlattım çocuklara. Ve içinde bulundukları zor bir durum karşısında nasıl strateji geliştirerek içinden çıkabileceklerini göstermeye çalıştım diyebilirim. İletmek istediğim temel mesaj da birlikten kuvvet doğar önermesiydi”.

    Çocuk Seyircinin Dikkatini Canlı Tutmak İçin Hangi Sahne Ve Anlatı Tekniklerinden Yararlanıyorsunuz?

    “Çocuk seyircinin dikkatini canlı tutmak gerçekten çok zor bir iş çünkü bu aslında yaş gruplarına göre değişkenlik gösteriyor. Çok detaylı bahsetmek istemiyorum ama şöyle örneklendireyim; bazı yaş grupları harekete odaklanırken bazıları sadece renklere ve ışıklara bakıyor, bazıları da hikayeye odaklanıyor ya da sadece kullanılan nesnelerle hikayeyi bütünlüyorlar. Ben bu oyunun içinde yetişkinlere kadar uzanan bir hikaye takibi ve sahne düzeni kurmaya çalıştım. Yani oyunda 3 yaşın dikkatini çekecek, kopmadan seyretmesini sağlayabilecek detaylar varken, yetişkin seyircilerimiz de çok keyifle hikayenin çatışmasına kendisini kaptırabilir”.

    Karakterleri  Tanımlarken Hangi Kişilik Özelliklerini Öne Çıkardınız?

    “Karakterlerin hepsi birbirinin zıttı. Aynı oldukları kısımlarda var tabii ama o aynılığı bile kabul etmeyecek kadar inatlar. Mesela hepsi kendi dünyasının çerçevesinde dışa dönük karakterler. Uyumluluk konusunda aynı şeyi söyleyemem “Ringo” daha işbirlikçiyken “Siyo” karakteri daha şüpheci ve rekabetçi. “Siyo” daha düzenliyken “Ringo” daha dağınık bu da bize aslında onların öz disiplinini gösteriyor. İkisi de yeniliğe ya da deneyimlere açık değiller rutinlerini seviyorlar. Duygusal dengelilik kısmında ise Ringo’nun dünyası çok güçlüyken Siyo’nun dünyası hiçliğin içinde sıkışmış durumda. En belirgin öne çıkan özellik de bu aslında”.

    Oyunun Sahne Tasarımında Çocuklara Uygun Olarak Renk, Işık Ve Görsel Ritmi Nasıl Kurguladınız?

    “Öncelikle her şeyi fantastik bir yapıda düşündüm. Çizgi film gibi. Kullandığım görseller dünyamızda var olamayacak kadar fantastik renkleriyle ya da gizemli karanlığıyla. Bu da çocukların dikkatini çekiyor. Bütün hikaye renk ve ışık üstüne kurulu. Ama bunlar benim için yine de yeterli anlatım unsurları değiller sadece destekleyici araçlar. O yüzden her birimi anlatırken nesnelerle, müziklerle, hareketle destekledim. Tabii ki çok da boğmadan. Yoksa her şey anlaşılmaz ve yorucu olurdu. Tüm bunlar çocuklar için çok eğlenceli genelde şaşkınlıkla seyrediyorlar”.

    Müzikler  Ve Koreografi Oyun Akışında Nasıl Bir Yer Tutuyor? Özgün Bir Koreografi Mi Yoksa Yer Yer Doğaçlama Mı?

    “Hepsi bir bütün halinde çalışıldı oyunun amacından hiç sapmadık. Her şey çalışılmış, doğaçlama olan tek yer interaktif kısımlar. Her ne kadar işin çoğunu ben yüklenmiş gibi olsam da arkada kocaman bir ekip var. Oyunumuzun müziklerini Hakan Çetinkaya besteledi, her iki dünyanın da kendine uygun tarzı vardı ve bu iki farklı türde müzik oluşturmak demek. Kendisi çok sevdiğim bir sanatçı ve oyuna çok katkısı oldu. Bu güzel müziklerin üstüne bir de hareket düzeni olması gerekiyordu. Oyunumuzun koreografilerini Esra Kucur yaptı. Bizimle uzun saatler ince ince çalıştı her bir hareketi, çok yorulduk ama işin sonunda çok mutluyduk. Onunla çalışmayı gerçekten çok seviyorum disiplinine hayranım. Oyunda beden perküsyonu ve ritimler kullanıyoruz onları Onur Gürçay ile çalıştık. Onur’u yoğunluğun içinde yakalamak biraz zordu, kendisine kafamdaki bu iki fantastik evreni anlattım ve provaya geldiğinde bütün ritimler hazırdı. Gerçekten eğlenceli bir prova günü geçirdik. Hepsi oyunun akışı için çok önemli şurası olmasa da olurdu dediğim bir yer yok ve bu özgünlük bu emek benim çok hoşuma gidiyor. İşine aşık insanlarla çalışmak çok güzel”.

    Aileler Size Çocukları Adına En Çok Hangi Dönüşleri Yapıyor?

    “En çok duyduğumuz, “oyun boyunca, dikkati hiç dağılmadan seyretti” bu yorumu duymak bizim için çok güzel, artık çocukların odaklanma süresi telefonlardan, tabletlerden dolayı çok düşük. Bizler algısını 50 dk boyunca sahnede tutabiliyorsak bu gerçekten başarıdır. Aileler sadece çocukları için değil kendileri için de yorum yapıyor. “Biz çocuktan daha çok eğlendik vallahi” diye gülüyorlar. Yola çıkarken bizler, ailelerin de kopmadan oyunu seyretmesini çocuklarıyla beraber güzel anılar biriktirmesini istemiştik, bu yorumlar da amacımıza ulaştığımızı gösterir”.

    Çocuk Tiyatrosunun Aileler Tarafından Yeterince Desteklendiğini Düşünüyor Musunuz?

    “Yani destekleyen aileler tabii var ama hiç haberi olmayan çocuğunu tiyatroya götürmeyen aileler de var. Çok hassas ince eleyip sık dokuyan aileler olduğu gibi ki bu en sevdiğimiz. Bunun yanında hiç seçim yapmadan, araştırmadan, rastgele aman çocuk biraz dursun vakit geçirsinciler de var. O yüzden bu sorunuza net bir cevap veremiyorum. Bence bunlar yeterince destek değil tabii”.

    Türkiye’de Çocuk Tiyatrosunun Güncel Durumunu Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

    “Daha önce de söylemiştim çocuk tiyatrosu hassas bir alan. Şimdi Türkiye’de çocuk tiyatrosunun güncel durumuna baktığımızda korkunç bir dağınıklık var sadece seyirci çekme odaklı çok fazla piyasa işi dolu. Bu da çocuk psikolojisinden çok uzak ve tiyatronun kalitesini algısını da düşürüyor. Tabii çok iyi işler çıkaran meslektaşlarım var hepsini takip ediyoruz ben çoğunluğa göre konuşuyorum. Dünya çapında çocuk tiyatrolarına baktığımızda inanılmaz bir ciddiyet ve çeşitlilik varken bizde maalesef iyi oyuncular ve yönetmenler tarafından çocuk tiyatroları çok ciddiye alınmıyor, biraz sürgün gibi görüyorlar durum böyle olunca da iş başkalarının elinde kalitesizleşiyor. Bizim de çok çok iyi olduğumuzu iddaa etmiyorum ama bilgilerimiz, imkanlarımız doğrultusunda elimizden gelenin en iyisini tüm incelikleriyle yapmaya çalışıyoruz. Bence çocuk tiyatrosu yetişkin oyunlarından çok daha zor ve çok daha eğlenceli. Çünkü çocuk seyirci en dürüst olandır ve acımasızdır. Bu doğrultuda da oyuncuyu sahnede her zaman algıları açık ve dinç tutar. Tabii bu işin bencesi işte. Türkiye’de durum bu”.

    Önümüzdeki Dönemde Yine Çocuklar İçin Yeni Projeler Üzerinde Çalışıyor Musunuz?

    “Tabii çalışıyoruz ve çalışmaya da devam edeceğiz. Şimdi “Çılgın Mucitler” oyunumuz prömiyer yapıcak yakın zamanda. Ama başka yeni projelerimiz de yeni sezon için yolda, biz çok heyecanlıyız takipte kalın”.

    Son Olarak Bu Röportajı Okuyacak Olan Sanatsal Faaliyetler Takipçilerine Söylemek İstediğiniz Bir Şeyler Var Mı?

    “Takipçilerden önce size bir şey söylemek istiyorum; ben çok mutlu oldum böyle bir röportaj verdiğim için, çok güzel sorular hazırlamışsınız. Ve “sanatsal faaliyetler” takipçileri için de şunu söyleyebilirim; her oyunu takip eden ve içlerinden ayıklayarak sizlere daha kolay ulaşım sağlayan sanatsal faaliyetleri takip etmeye devam edin okuyun, araştırın ve sonra etkinliklere dahil olun. Son olarak da tüm bunlara emek harcayan size ve sonuna kadar okuyan herkese çok teşekkür ederim”.

    Genel Yayın Yönetmeni : Murat Karakaş

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz

    Yeni İçerikler