Komedi ile hüznü aynı sahnede ustalıkla harmanlayan “Palamut Zamanı” tiyatro Oyununu dün akşam Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde izleme şansı buldum.

Çağan Irmak’ın kaleme aldığı ve yönetmenliğini üstlendiği tiyatro oyununun oyuncu kadrosunda Ayda Aksel, Alina Boz, Bekir Erdem Öz, Sezer Arıçay, Dila Yağcı, Melisa Berberoğlu ve Özcan Ateş yer alıyor.

Bazı karşılaşmalar, bir mevsim gibi gelir; hayatın akışını, kalbin ritmini değiştirir. “Palamut Zamanı”, iki kadının ve bir grup insanın tesadüf gibi görünen ama kader kadar derin bir karşılaşma hikâyesi… Bir yanda toplumun yargısı ve linç kültürünün gölgesinde kalmış genç bir kadın; diğer yanda sahil kasabasının rüzgârına karışmış, neşesiyle, deli doluluğuyla kendi düzenini kurmuş bir kadın… Bu karşılaşma, hem bireysel hem de kuşaklar arası bir yüzleşmeye dönüşür; kimi zaman hüzünle, kimi zaman kahkahayla yoğrulan bir iyileşme hikâyesi doğar. “Palamut Zamanı”, unutulma korkusuyla yeniden başlama cesareti arasındaki o ince çizgide yürüyen herkesin hikâyesi. Seyircisini yalnızca Burcu ve Nermin’in değil, onlara eşlik eden insanların sessizliklerine, umutlarına ve kırılma anlarına da davet ediyor. Belki de hepimizin ihtiyacı olan şey, birbirimizin hikâyelerine kulak vermektir.

Hazırsanız Yorumlamaya Başlıyorum; Doğal afetler, savaşlar, salgınlar v.b. Olumsuz ve travmatik yaşam olayları toplumsal olarak hepimizi etkiliyor. Hayatın acımasızlığı karşısında ben bana en iyi gelen şey olan sanat ile ruhumu dinlendiriyorum ve sanatın iyileştiren gücü sayesinde hayatta kalmaya çalışıyorum. Dün akşam yine Çağan Irmak’ın kaleme aldığı ve yönettiği “Palamut Zamanı” tiyatro oyunu ile bir nevi meditasyon yaptım. Spoiler vermeden izlediğimi ve anladığımı sizlere aktarmam çok zor. Dolayısıyla biraz spoiler vereceğim. 70’lerin ikinci yarısı. Sokaklar içler acısı. Kadınlar sinemalardan çekilmiş, eski aile salonlarının koltuklarına ekşimtrak bir rutubet kokusu sinmiş. Daha önce benzeri görülmedik sahneler var “3 Film Birden”in perdelerinde. İşin ilginci daha sonra da benzeri görülmeyecekti. Sadece o kuşağın gençlerine musallat olacak bir hastalıktı sanki. Projektörün ışığının düştüğü yerdeki kadınlar, Arzu Okay’lar, Zerrin Doğan’lar, Figen Han’lar, Dilber Ay’lar, Zerrin Egeliler’ler, Feri Cansel’ler, Melek Görgün’ler, Mine Mutlu’lar, hiç olmadıkları kadar çıplak ve arzuluydular. İşte “Palamut Zamanı” tiyatro oyununun derdi tamda bu dönemin “Seks furyası”nın faturasının kesildiği kadın oyuncularına saygı duruşu niteliğinde. Projektörün ışığının düştüğü yerdeki kadınların küçük hayatlarında saklı büyük hikâyelere dönemin “Seks furyası” oyuncusu Nermin üzerinden odaklanıyor aynı zamanda dönemin günlük yaşamının ve günümüz günlük yaşamının içinden süzülüp gelen karakterleriyle, hem tanıdık hem de acı bir aynaya dönüşüyor. Komedi ile hüznü aynı sahnede ustalıkla harmanlıyor. Bu yönüyle oyun, seyirciyi sadece izleyici olmaktan çıkarıp, dönem insanlarının yaşadıkları hayatların sessiz tanığı haline getiriyor. Metin, yüzeyde basit gibi görünse de derin bir toplumsal arka plana sahip. “Palamut Zamanı”, ekonomik sıkışmışlık, geçim derdi, aile içi ilişkiler, unutulmuş hayaller gibi temalar üzerinden bugünün Türkiye’sine de keskin ama duygusal bir bakış sunuyor. Özellikle karakterlerin doğallığı, metne canlılık kazandırırken seyirciyi kolayca içine çekiyor.

Reji açısından bakıldığında, Sahne tasarımı aşırı abartıya kaçılmadan olabildiğine zengin tutulmuş, anlatım Barkovizyon tekniği ile desteklenmiş. Oyuncuların kostümlerinin de konsepte uygun olduğunu söyleyebilirim. Bir an bile olsa oyunun içinden çıkamadım dolayısıyla oyunun akışına bayıldım. Dekor, gündelik yaşamın içinden seçilmiş nesnelerle biçimleniyor, sanki bir sahil kasabasının içindeki evlerden birinin içindeyiz. Bu doğal atmosfer, oyunun duygusal tonunu desteklerken, karakterlerin iç dünyasını da görünür kılıyor. Oyunculuklar ise oyunun kalbini oluşturuyor.

Geçelim oyunculuklara; en sevdiğim ama en çok zorlandığım kısma geldik. Ayda Aksel oyunculuğu ile oyunun omurgasını öyle sağlam taşıyor ki, seyirci metnin dramatik dalgalanmalarını yalnızca izlemiyor, adeta hissediyor. Ayda Aksel’in, neşesiyle, deli doluluğuyla kendi düzenini kurmuş Nermin’i saygı duyulası müthiş bir performans ile canlandırarak gördüğüm en iyi oyunculuklardan birini sergilediğini düşünüyorum. Alina Boz; toplumun yargısı ve linç kültürünün gölgesinde kalmış genç bir kadın Burcu’ya hayat vermiş Burcu’nun içsel çatışmasını beden diliyle çok katmanlı biçimde yansıtıyor. Yan rollerdeki oyuncular da sahne dinamiğini çok iyi yönetiyorlar. Kısa süreli görünümlerinde bile karakterlerinin öyküsünü tamamlayan küçük detaylar sunuyorlar. Duygusal geçişler ölçülü ve organik. Oyuncular (Bekir Erdem Öz, Sezer Arıçay, Dila Yağcı, Melisa Berberoğlu ve Özcan Ateş), kolaycı dramatizasyona kaçmadan, içsel bir sükûnet içinde karakterlerinin ağırlığını taşıyorlar. Tabii bu durum oyuncuların birbirine güveninin ve rejinin sağlam bir oyunculuk disiplini üzerine kurulu olduğunun göstergesi.

Yine bir yorumun sonuna gelirken; her zaman yaptığım gibi “Sahne Arkası” teknik ekibi ayrıca kutluyorum. Komedi ile hüznü aynı sahnede ustalıkla harmanlayan “Palamut Zamanı” tiyatro oyununu ajandanıza not etmeyi ve ilk fırsatta gidip izlemeyi ihmal etmeyin diyerek yorumumu burada sonlandırıyorum.
Genel Yayın Yönetmeni : Murat Karakaş


