Perde açıldığında sahne bir anda “şimdi”ye dönüşür; izleyici için her şey o an başlar. Oysa oyuncu için hikâye çok daha önce, sessiz ve görünmez bir yerde filizlenir. Bir karakterin sahnede hayat bulması; ezberden ziyade tekrarın, içsel çalışmanın ve dikkatle örülen bir disiplinin sonucudur. Her duygu, her duraksama, her bakış, öncesinde uzun bir hazırlığın izini taşır. Oyunculuk, çoğu zaman dışarıdan görülenin aksine, bir “yapma” hâli değil; bir “olma” pratiğidir. Bu pratiğin merkezinde ise süreklilik, farkındalık ve insanın kendisi ile kurduğu ilişki yer alır. Aynı sahneyi her akşam yeniden kurabilmek, her defasında taze kalabilmek ve o anın içinde gerçekten var olabilmek… İşte bu, sanatın iç disiplininin ta kendisi. Oyunculuğu tam da bu derinlikten ele alan isimlerden biri olan Muhammed Çağrı Şahin, Şahin‘in bakışında sahne, yalnızca görünen bir alan değil; insanın kendini çözümlediği, dönüştürdüğü ve yeniden kurduğu bir zemin. Bu söyleşide, oyunculuğun görünmeyen emeğini, bir rolün içten dışa nasıl inşa edildiğini ve disiplinin sanata nasıl yön verdiğini konuşuyoruz. Keyifli okumalar.
Sizi Biraz Tanıyabilir Miyiz? Tiyatro Yolculuğunuz Nasıl Başladı?

“Merhabalar öncelikle ben Muhammed Çağrı Şahin. Kendimi ifade etmenin yollarını her zaman arayan biri oldum. Tiyatroyla tanışmam da aslında bu arayışın bir sonucu. İlk başta bir merakla 2017’de başladım ancak sahnede geçirdiğim ilk andan itibaren bunun benim için sadece bir hobi değil, bir yaşam biçimi olduğunu da fark ettim. Oyunu, ezberi, provası.. Hayatınıza ansızın dahil oluyor. Ardından zamanla sahneye, hikâyeler anlatmaya ve insanlara dokunmaya olan ilgim daha da derinleşti. Bu ifade arayışım müzik üretimime de yansıyor; farklı alanlar birbirini besliyor. Ve ben de bu köklerden besleniyorum :)”.
Kurucular Arasında Yer Almak Sizin İçin Ne İfade Ediyor? Bu Yapının Doğuş Süreci Nasıldı?

“Kuruculardan biri olmak benim için sadece bir ünvan değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk. Bir hayali gerçeğe dönüştürmek, birlikte üretmek ve bir ekip ruhu oluşturmak çok kıymetli. Süreç kolay değildi, fikir aşamasından uygulamaya geçerken birçok zorluk yaşadık ama inancımız ve birlikte üretme isteğimiz bu yapının temelini oluşturdu”.
Tiyatroyla İlk Bağ Kurduğunuz Anı Hatırlıyor Musunuz?

“Evet, çok net hatırlıyorum. Sahneye ilk çıktığımda hissettiğim heyecan ve o anki özgürlük duygusu beni çok etkilemişti. Sanki kendimle ve seyirciyle aynı anda bağ kurabildiğim bir alan açılmıştı. O an oynadığım karakterle aramdaki ortak yön tek bedende iki farklı ruhun olmasıydı. Bu bana çok etkileyici geldi”.
Kurucu Olarak Bugün Geriye Dönüp Baktığınızda “İyi Ki” Dediğiniz Bir Karar Var Mı?

“En çok “iyi ki” dediğim şey, bu yola korkmadan çıkmak ve yanımdakilere her daim güvenmek oldu. Belirsizliklere rağmen adım atmak ve doğru insanlarla bir araya gelmek sürecin en değerli parçalarından biri”.
Ekibin Vizyonunu Oluştururken En Çok Neye Dikkat Ettiniz?

“Samimiyet, sürdürülebilirlik ve kalabalık bir kollektif topluluk kurmak en önemli kriterlerdi. Sadece iyi işler üretmek değil, aynı zamanda birlikte gelişebileceğimiz bir ortam kurmak istedik. Herkesin kendini ifade edebildiği ve değer gördüğü bir yapı oluşturmak bizim için çok önemliydi. Günün sonunda hem insan kazanıyor, hem de insan kazandırıyoruz”.
Oyuncu Koçluğu Sizin İçin Ne İfade Ediyor? Bir Oyuncuya En Çok Ne Katmayı Hedeflersiniz?

“Oyuncu koçluğu benim için sadece teknik bir süreç değil, aynı zamanda bir farkındalık yolculuğu. Bir oyuncuya en çok kazandırmak istediğim şey kendini tanıması ve bizimle kazandıklarını kendi hayatına olabildiğince süzmesi. Çünkü hayat yalnızca sahneden ibaret değil. Teknik zamanla gelişebilir ama içtenlik ve farkındalık çok daha belirleyici faktörler”.
Oyuncularla Çalışırken Benimsediğiniz Özel Bir Yöntem Ya Da Yaklaşım Var Mı?

“Her oyuncunun farklı olduğunu kabul ederek ilerliyorum. Tek bir kalıp yerine, kişiye özel bir yaklaşım benimsemeye çalışıyorum. Çünkü onlarla birlikte ben de kazanımlar elde ediyorum. Onlar için araştırdıkça kendim de kazanıyor, onları tanıdıkça kendi lugatımı da zenginleştiriyorum. Bu yüzden çalışkanlıktan tasarruf olmaz mottosunu savunuyorum”.
Hem Sahnenin İçinde Olup Hem De Oyuncu Yetiştirmek Nasıl Bir Denge Gerektiriyor?

“Bu aslında sürekli bir denge arayışı. Sahnede olmak beni besliyor, oyuncu yetiştirmek ise bunu paylaşmamı sağlıyor. İkisi birbirini destekleyen süreçler ama doğru zaman yönetimi ve odak çok önemli. Ve yetişen oyuncunun özgünlüğünü göz önünde bulundurup, çalışıldığı karakterin zenginleştirilmesi de önemli kıstaslar içerisindedir”.
Sizi En Çok Etkileyen Tiyatro Anlayışı Ya Da Sanatçılar Kimler Oldu?

“Daha çok sahiciliği ön planda tutan, seyirciyle gerçek bir bağ kurabilen anlayışlar beni etkiliyor. Oyuncunun teknikten çok “varlığıyla” sahnede olduğu işler benim için daha anlamlı. Bu yüzden farklı ekollerden ve sanatçılardan beslenmeye çalışıyorum. Herkese “Quart” anlayışını da tavsiye ediyorum 🙂”.
Genel Yayın Yönetmeni : Murat Karakaş


