More
    Ana SayfaELEŞTİRİ“Nayır Nolamaz” Tiyatro Oyununun Yorumu İle Sizlerleyim

    “Nayır Nolamaz” Tiyatro Oyununun Yorumu İle Sizlerleyim

    Her sahnesi sürpriz, her cümlesi kahkaha garantili “Nayır Nolamaz” tiyatro oyununu Sonsuz Tiyatro’da dün akşam izleme fırsatı buldum.

    Civan Öztürk’ün Yazıp, Yönettiği tiyatro oyununda, Civan Öztürk’e, Eskişehirli tiyatro oyuncuları Bersi Öztürk, Yağmur Kılıç, Civan Öztürk, Onur Ali Öztürk, Müslüm Ulutürk eşlik ediyor. Teknik reji: Beyza Ardıç.

    “Nayır Nolamaz”, Yeşilçam’ın o büyülü abartısını bugünün absürt mizahıyla harmanlayan bambaşka bir komedi deneyimi. Bir yanlış anlamanın bin düğüme dönüştüğü, her karakterin başka bir felaketle dans ettiği, kahkahanın sahneden salona fırladığı capcanlı bir hikâye. Aşkın, aile kavgasının, kimlik karmaşasının ve tatlı deliliklerin iç içe geçtiği bu dünyada hiçbir şey göründüğü gibi değil!

    Hazırsanız yorumlamaya başlıyorum; oyunun konusunu okumadım dolayısıyla oyunu eğer izlemeseydim “Yeşilçam’a selam çakıyor gibi yapıp aslında onunla dalga geçiyor” derdim. Dün oyunu izlediğim tam tersi değişik bir tat var oyunda. Yeşilçam’la dalga geçiyor havası olsa da tam tersi Yeşilçam’a selam çakıyor. Kafanız karıştı değil mi? işte benim de dün akşam oyunu izlerken bir hayli kafam karıştı. Aslında oyun bilindik Fransız kaba güldürüsünün kapısını aralayıp içeri bodoslama girmiş yani oyunda “Fars” türünden yanlış anlamayla başlayan bir hikâye var. Ve dakikalar içinde bir mantık katliamına dönüşüyor. İşin sırrı da tam olarak burada. Zaten komedi tam da burada patlıyor. Bu anlamda çok zekice yazılmış bir metin. Farsın o klasik matematiği var ya; kapılar açılır, biri girer biri çıkar, tam yakalanacakken elektrik kesilir. İşte “Nayır Nolamaz” bu düzeni sahiplenmiş ama üstüne yer yer “Absürt” bir bilinç serpmiş. Metin zaman zaman bilinçli olarak kabalaşıyor. Beden komedisi, beden dili var, tekrar var. Metinde farklı bir enerji var ama tam dozunda oynandığında salonu diri tutan da bir enerji.

    Rejiden bahsedelim; oyun başladığı ilk an anladığım ilk şey oyunun gerçekçi bir dünya kurma derdinde olmadığı oldu. Reji bilinçli olarak stilize bir alan yaratmış ve oyunculuk çizgisini de bu stilizasyona yaslamış. Karakterler gündelik hayatın insanları gibi değil; tip olarak inşa edilmiş figürler. Kostüm tercihleri, abartılı peruklar, leopar desenler, tüylü dokular, parlak kumaşlar ve belirgin aksesuarlar oyunun fantastik ve absürt havasını netleştiriyor. Beden kullanımı belirgin biçimde önde. Oyuncuların enerjisi çoğunlukla ön hatta konumlanmış. Cepheden oynama tercih edilmiş. Bu da seyirciyle doğrudan temas kuran, saklanmayan bir komedi estetiği yaratmış. Işık tasarımı atmosferik bir romantizmden uzak, net ve görünür. Sert, frontal ışık oyuncuları teşhir ediyor. Genel olarak bakıldığında reji tür kararını net vermiş. Oyun “absürdün” ince alanında dolaşıyor.

    Geçelim oyunculuklara; bence bu oyun için şu oyuncu şöyleydi. Bu oyuncu böyleydi demek yerine daha estetik bir yaklaşımdan gitmeyi tercih ediyorum bu yorumum için; bugünün koşullarında küçük bir sahneyi doldurmak, dekor kurmak, kostüm taşımak, prova yapmak ve her şeye rağmen perde açmak başlı başına bir tavır. Bu ekip, tiyatroyu romantik bir hayal olarak değil; emek verilmesi gereken canlı bir alan olarak görüyor. Bu oyuna yalnızca bir sahne çalışması olarak bakmak eksik kalır. Burada asıl görünen şey, oyuncuların tiyatroya duyduğu açık ve tartışmasız sevgi. Tiyatro bugün hâlâ yaşıyorsa, bu tür ekiplerin inadı sayesinde yaşıyor. Büyük prodüksiyonların değil, küçük sahnelerde büyük yürekle çalışan insanların emeği sayesinde. Bu oyunda da görülen şey tam olarak bu: Tiyatroya duyulan sevgi, sahne üstünde görünür bir çabaya dönüşmüş. Herkesi tekrar tek tek huzurunuzda tebrik ediyorum.

    Genel Yayın Yönetmeni : Murat Karakaş

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz

    Yeni İçerikler