Rus Edebiyatı, hem kendi coğrafyasında hem de dünya coğrafyasında oldukça önemli bir yere sahiptir. Pek çok yazarın, sanatçının ve şairin etkilenerek kendini bulduğu eserlerle güncelliğini koruyan eserler barındırmaktadır. Dostoyevski de hiç şüphesiz o isimler arasında yer alıyordu. Bıraktığı eserler ve hayatı, onu sadece bir yazar olarak değil; anlaşılmak üzere yeniden okunacak bir başka metin olarak da var ediyordu. Romanlarında kurduğu yapı, bu durumun en açık kanıtıydı. Çünkü Dostoyevski’nin eserleri tek seferde okunabilecek metinler değildi. Bir insanın her dönemini farklı bir biçimde etkileyecek kadar yoğun bir anlam taşıyordu.


Gelelim oyunculara oyunculuk açısından bakıldığında, bu kapsamlı romandan tiyatroya uyarlanışındaki başarının yanı sıra oyunculuk düzeyinin de o ölçüde çok başarılı olduğunu belirtmeliyim. Fyodor Pavlovoviç Karamazov karakterini Nebil sayından başkası bu kadar içten canlandıramazdı gibi geldi bana, büyük oğul Dimitri Serdar Akülker ,entelektüel İvan Onur Şenol, gizemli Alyoşa Cansu Fırıncı ve gayrimeşru oğul Smerdiyakov Anıl İnce tarafından başarı ile canlandırılmış. Gruşenka oyunun bir diğer sağlam karakteri çünkü hem babayı hem oğlunu idare ediyor dolayısı ile bu zor karakteri Ceren Demirel canlandırmış alnının akıyla işin altından kalkabilmiş , Katerina hayatında iki erkek olan bir başka kadın aslında ivana aşık ama dimitrinin peşinden koşuyor Özlet Ezgi Çelebi tarafından başarı ile canlandırılmış, bir de yüzbaşı ve yargıç var tabii ki oyunun içinde fazla görünmeyen karakter olmalarına rağmen şu an onlardan bahsetmem Harun Güzeloğlu ve Bahadır Benjamin Bingöl’ün çok iyi bir iş çıkardığını gösteriyor.
