More
    Ana SayfaRÖPORTAJ"Azerbaycan’dan Dünyaya Uzanan Bir Melodi” Besteci Natiq Gazanfaroğlu ile çok özel bir...

    “Azerbaycan’dan Dünyaya Uzanan Bir Melodi” Besteci Natiq Gazanfaroğlu ile çok özel bir röportaj

    Azerbaycan’ın köklü müzik mirasını çağdaş bir yorumla dünyaya taşıyan besteci Natiq Gazanfaroğlu, eserleriyle uluslararası dinleyicilerin dikkatini çekmeye devam ediyor. Sanat yolculuğu, bestecilik anlayışı ve müziğin evrensel gücüne dair düşüncelerini paylaştığı bu çok özel röportajda, notaların ardındaki hikâyeye gelin birlikte bakalım.

    Müziğe İlk Temasınız Ne Zaman Ve Nasıl Oldu? Besteci Olmaya Sizi İten Anı Hatırlıyor Musunuz?

    “Müzikle ilk tanışmam tahminen dört ya da beş yaşlarımdaydı. O dönem Sovyetler Birliği zamanıydı ve televizyonda senfonik müzik sıkça yer alırdı. Ben de televizyonun karşısına geçer, büyük bir ilgiyle dinlerdim; hatta izlerdim demek daha doğru olur. Kendi kendime orkestra şefliği yapardım. Genelde çocuklar o yaşlarda senfonik müziğe ilgi duymaz ama bende bu merak çok küçük yaşlarda başlamıştı. Besteciliğe beni yönlendiren özel bir ilham kaynağı yoktu aslında. Çocukluğumdan beri içimde müziğin var olduğunu hissediyordum. Elbette o yaşlarda beste yapabileceğimin farkında değildim. Beş yaşımdayken bana bir piyano aldılar. Müzik eğitimi almamıştım ama vaktimin çoğunu piyanonun başında geçirir, kendimce melodiler üretirdim. O dönem yaptıklarım aslında beste denebilecek çalışmalar değildi. Yedi yaşında müzik okuluna başladım. Orada çok değerli ve donanımlı bir öğretmenim vardı: Maya hocam. Henüz notaları bile tam olarak öğrenmemişken, bende beste yapma yeteneği olduğunu fark etti. İlk bestelediğim müzikler onun yardımıyla notaya aktarıldı. Bugün hâlâ elimde, o çocukluk yıllarından kalan bazı notalar bir hatıra olarak durur. Bunlar elbette küçük fikirlerdi; kısa müzik parçalarıydı. Annemin doğum günü için bestelediğim bir parçayı özellikle hatırlıyorum. Tüm bunlar beni besteciliğe yönlendirdi. Daha sonra müzik kolejinden mezun oldum, ardından müzik akademisini bitirdim. O günden bu yana da besteler yapmaya devam ediyorum.

    Bestecilik Sizin İçin Bir Meslek Mi, Bir İfade Biçimi Mi, Yoksa Bir Zorunluluk Mu?

    “Beste yapmak benim için her şeyden önce bir meslek; aynı zamanda bir ihtiyaç ve bütünüyle içimdeki duyguları ifade etmenin bir yolu”.

    Bir Eser Genellikle Nasıl Başlar: Bir Melodiyle Mi, Bir Duyguyla Mı, Yoksa Bir Fikirle Mi?

    Doğal olarak müzik çoğu zaman bir melodiyle başlar. Ancak bazen okuduğum bir şiir ya da beni duygusal olarak etkileyen bir olay bu süreci tetikler. Yani müzik, bu duygulardan ve yaşanmışlıklardan doğar. Kimi zaman da biri bana bir fikir verir; aslında ihtiyaç duyulan her şey orada zaten mevcuttur”.

    Sessizlik Sizin İçin Ne İfade Ediyor? Beste Yaparken Sessizliğin Rolü Nedir?

    “Benim için sessizlik, her şeyden önce Tanrı’yla baş başa kalmak demektir; Tanrı’yla yalnız olmak… İkinci anlamıyla sessizlik, her şeyden uzaklaşarak, çevremdeki gürültüden kopup dinlenmektir. Üçüncüsü ise sessizliğin bizzat kendisidir; zihnimde beliren her türlü düşünceye kapı aralar.”.

    Müziğinizde Sizi En İyi Tanımlayan Üç Kelime Ne Olurdu?

    Müzik terminolojisinde “duraklama” kavramı, bir eserin icrası sırasında bilinçli olarak bırakılan sessizlikleri ifade eder. Bu sessizlikler, müziğin anlatım gücünü artırır ve dinleyici üzerindeki etkiyi derinleştirir. Dolayısıyla duraklamalar ve sessizlikler, müziğin yapısal ve estetik açıdan vazgeçilmez unsurlarıdır”.

    Sahne, Hikâye Ya Da Karakter Bestelerinizi Nasıl Etkiliyor?

    Elbette, bu durum sahne, hikaye ve karakter kompozisyonlarım üzerinde olumlu bir etkiye sahip. Gördüklerimle daha uyumlu müzikler, besteler ve fikirler yaratmama yardımcı oluyor. Duygular ortaya çıkıyor ve müzik besteleniyor.

    Tiyatro Veya Sinema İçin Beste Yapmak, Bağımsız Müzik Üretiminden Nasıl Ayrılıyor?

    “Tiyatro ve sinema için müzik bestelerken öncelikle senaryoyu inceler, ardından yönetmenle detaylı biçimde konuşurum. Elbette bu tür çalışmalarda müzik belli bir çerçeveye oturmak zorundadır; yani her durumda senaryoya ve anlatıya hizmet eden bir müzik bestelenmelidir. Ancak sinema müziğini daha çok sevdiğimi söylemeliyim. Çocukluğumdan beri sinemaya özel bir ilgim var. Film izlerken her zaman müziğe, bestecilere ve kullanılan müzikal dile dikkat ettim. Stilistik olarak da sinema beni hep cezbetti. Bugüne kadar birçok dizi, film ve uzun metrajlı yapım için müzik besteledim; film müzikleri benim tarafımdan yazıldı. Kısacası sinemayı çok seviyorum ve benim için son derece ilgi çekici bir alan. Açıkçası tiyatro için çok fazla müzik yazma fırsatım olmadı. Sadece bir tiyatro oyunu için sipariş aldım; ancak o oyun sahnelenmedi. Bu nedenle çalışma yarım kaldı ve bestelediğim müzikler bugüne kadar öylece kaldı.”.

    Bir Yönetmenle Çalışırken Müzikal Sınırlarınız Değişiyor Mu?

    “Yönetmenlerle çalışırken, az önce de belirttiğim gibi, müzikal sınırlarım bir ölçüde değişiyor. Yönetmenin de elbette kendi fikirleri oluyor; “Şöyle bir şey istiyorum, bu tarzda bir müzik hayal ediyorum” diyerek kendi duygusunu ifade ediyor. Bu durum doğal olarak süreci bir miktar etkiliyor, evet, değiştiriyor. Ancak ortaya çıkan müzik yine de benim müziğim oluyor. Müziği, kendi dilimle ve kendi anlayışımla yazıyorum; tabii ki yönetmenin fikirlerini de dikkate alarak. Şu ana kadar yönetmenlerle çalışırken herhangi bir sorun yaşamadım. Aksine, ilk sunumda müzik genellikle beğenildi ve yönetmenler memnun kaldı”.

    İçinde Yaşadığımız Çağ Bestelerinize Nasıl Yansıyor?

    “Yaşadığımız çağ müziğime nasıl yansıyor? Şöyle söyleyeyim… Gelecek yıl, Allah nasip ederse, 60 yaşıma gireceğim. Bu bir dönüm noktası olduğu için, bugüne kadar hiç tek başıma bir konser vermemiş olmama rağmen, 60. yaşım vesilesiyle kendi adımı taşıyan bir konser vermek istiyorum. Elbette bunun bazı zorlukları var; maddi sıkıntılar da bunların başında geliyor. Ayrıca gelecek yıla kadar tamamlamam gereken bazı hazırlıklar bulunuyor. Konserimin daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için yeni müzikler, yeni besteler üzerinde çalışmam gerekiyor. Yaşım gereği içinde bulunduğumuz çağa ayak uydurmaya çalışıyorum; ancak şunu da açıkça söylemeliyim ki, tamamen günümüzün modern müzik anlayışında eserler yazmıyorum. Benim kendime ait bir tarzım var. Yine de düzenlemelerde çağın ruhuna uygun bir modernlik yakalanabilir. Melodilerim ve müziğim ise hâlâ Natig Gazanfaroğlu’nun müziği olarak kalıyor.”.

    Sizce Müzik Toplumsal Bir Sorumluluk Taşır Mı?

    “Müzik, kuşkusuz toplumsal bir üretim alanıdır. Tıpkı diğer sanat dallarında olduğu gibi, sanatçı da eserlerini toplumu ileriye taşıyacak, gelişime katkı sunacak bir anlayışla ortaya koymalıdır; gerilemeye yol açacak bir çizgiden özellikle kaçınılmalıdır. Bu nedenle sanatçı, her koşulda sanatına sorumluluk bilinciyle yaklaşmalı ve akıntıya kapılmamalıdır. Ne yazık ki bugün, gerek dünyada gerekse ülkemizde, gençlere ve çocuklara hiçbir sanatsal ya da düşünsel katkı sunmayan, niteliksiz müzikler geniş kitlelere ulaşmaktadır. Oysa müzik, sorumlulukla ele alınması gereken güçlü bir ifade alanıdır”.

    Bir Dinleyicinin Müziğinizle Yalnız Kalmasını Mı, Yoksa Paylaşmasını Mı İstersiniz?

    “Elbette dinleyicinin müziğimle baş başa kalmasını isterim. Ancak bununla birlikte, bazı dinleyicilerin düşüncelerini benimle paylaşması da benim için son derece kıymetlidir. Bu durum bana daha ilginç geliyor. Beğenip beğenmemeleri önemli değil; hatta beğenmemeleri bile benim için öğreticidir. Çünkü bu geri bildirimler, belki gözden kaçırdığım ya da müzikte gereksiz yere harcadığım noktalar olduğunu fark etmemi sağlar. Müzik, diğer tüm işler gibi, Tanrı’nın bize bahşettiği bir armağandır. Tanrı bana bu yeteneği verdi; ancak bu yetenek başlangıçta ham bir hâlde gelir. Zamanla onun üzerinde çalışır, eksiklerini giderir ve daha profesyonel bir biçimde ortaya koyarsınız”.

    Son Olarak Bu Röportajı Okuyacak Olan Sanatsal Faaliyetler Takipçilerine Söylemek İstediğiniz Bir Şeyler Var Mı?

    “Son olarak, beni bu röportaj için davet ettiğiniz için teşekkür ederim. Çalışmalarınızda ve yaratıcılığınızda başarılar diliyor, her zaman zirvede olmanızı temenni ediyorum. Dinleyicilere de keyifli ve nitelikli müzikler dinlemelerini tavsiye etmek isterim. Çok popüler olanı seçmek zorunda değiller; elbette seçim onların. Ayrıca Türkiye’deki menajerim Elşad Hakverdi’ye de en içten şükranlarımı sunmak istiyorum. Kendisi her zaman Türkiye’de olmasına rağmen, benimle ilgili paylaşımlar yapmaya ve çalışmalarımı duyurmaya gayret ediyor. Sizinle de onun vesilesiyle tanıştık. Bu nedenle kendisine ayrıca teşekkür ediyorum. Allah sizi korusun ve sizden razı olsun”.

    Genel Yayın Yönetmeni : Murat Karakaş

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz

    Yeni İçerikler