10 Ocak 2026 Cumartesi akşamı Çiğdem Tunç Tiyatrosu tarafından Sahnelenen “Aşk-ı Memnu (Hatıran Bende Saklı)” tiyatro oyunu Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi‘nde sanatseverlerle buluştu. Bizde Sanatsal Faaliyetler olarak oradaydık.

Türk edebiyatında Batılı anlamda yazılan ilk başarılı romanları yazan. Servet-i Fünun Döneminde roman ve hikaye türünün en önemli yazarı Halid Ziya Uşaklıgil’in ölümsüz eseri “Aşk-ı Memnu”, Bir çok özel tiyatroda oyuncu ve yazar olarak karşımıza çıkan Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu önemli yazarlardan biri Eray Yasin Işık’ın yeniden uyarladığı ve sanata olan aşkı ve tiyatroyu ayakta tutma çabasını takdir ettiğim Çiğdem Tunç’un yönetmen koltuğunda oturduğu ve aynı zamanda Firdevs hanımı canlandırdığı, “Aşk-ı Memnu (Hatıran Bende Saklı)” tiyatro oyununun kadrosunda Çiğdem Tunç’a, Sema Aras, Balca Başman, Deniz Salman, Savaş Özkartal, Yaşar Ayvacı, Gamze Yarka, Umut Yüksel, Öncil Aktarıcı, Volkan Yalav, Zeynep Sancar, Umutcan Atmış, Söz Deniz Salman eşlik ediyor.

Türk edebiyatının en unutulmaz eserlerinden Halid Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu adlı eseri, modern bir uyarlamayla tiyatro sahnesine taşınıyor. Çiğdem Tunç Tiyatrosu’nun sahneye koyduğu “Aşk-ı Memnu: Hatıran Bende Saklı”, yasak bir aşkın gölgesinde dağılan hayatları, bir yalıya sığmayan ihtirasları ve bugünün dünyasına dokunan soruları sahneye taşıyor. Bu kez seyirci, daha cesur, daha çarpıcı ve daha güncel bir yorumla karşılaşıyor. Üstelik bu uyarlama, bugüne kadar anlatılanların çok ötesine geçerek Aşk-ı Memnu’ya bambaşka bir yerden bakmayı öneriyor.

Yoruma başlarken; Cumartesi akşamı oyundan çok not aldım tabii ama, bu “Çiğdem Tunç Tiyatrosu” ile ilk buluşmam değil dolayısıyla bu oyunu izlerken kafamda bir kez daha netleştirdiğim bir şey var. O da Çiğdem Tunç’un biz izleyicilerini yaratılan dünyanın içerisine kolayca alıyor olması. Bu konuyu birazdan daha net açıklayacağım. Biraz konusunu açalım çünkü bilindik romana farklı bir yorum katılmış. O hâlde biraz derinleşelim. Halid Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu adlı eseri, Klasik metni müze vitrininden çıkarıp yaşayan bir organizmaya dönüştürmüş Eray Yasin Işık. Öyle ki okurun zihninde herkesin bildiği bir hikâyenin güvenli alanını bozmak ve onu başka bir yerden yeniden kurmak büyük bir cesaret istiyor. Buradaki asıl mesele, bakış açısının yer değiştirilmesini sağlamış olmak, zamanla oynayarak ve temayı güncelleyerek ana fikri değiştirerek seyircinin algısıyla oynayarak, afallamasını sağlamak. Daha da önemlisi seyirciyi bu yeni yoruma adapte etmek kolay değil. Tebrikler Eray Yasin Işık. Zaten “Aşk-ı Memnu” klasik romandaki temel çatışma (suç, aşk, iktidar, kader, vicdan) aynen işlendiği halde ana tema “Yasak Aşk” çok güçlü teatral bir dil ile Halid Ziya Uşaklıgil’e saygıda kusur edilmeden yeniden kurgulamış. Konuyu açmıyorum, ve bilerek detaylandırmıyorum sürprizi kaçmasın. Sürpriz demişken oyunun finali büyük bir ters köşe.

Rejiden bahsedelim; yorumun girişinde bu konuyu birazdan daha net açıklayacağım demiştim; rejisiyle izleyiciyi daha ilk sahneden itibaren içine çeken “Aşk-ı Memnu (Hatıran Bende Saklı)” tiyatro oyunu, sahne üstü bütün öğelerin uyumlu birlikteliğiyle dikkat çekiyor. Çiğdem Tunç’un metni sahneye taşıma biçimi ne abartıya kaçıyor ne de metni boğuyor; aksine, ritmi doğru ayarlanmış geçişlerle seyircinin dikkatini sürekli canlı tutuyor. Kostümler, karakterlerin ruh hâlini ve atmosferi destekleyen incelikli seçimlerle öne çıkıyor. Göze sokulmadan hikâyeyi tamamlayan bu tasarımlar, oyuncuların sahnedeki varlığını daha da güçlü kılıyor. Dekor ise işlevsel sadeliğiyle rejinin en büyük destekçilerinden biri. Sahnedeki her obje sahnede olmasının bir gerekçesini taşıyor.

Oyunculuklar, oyunun bel kemiğini oluşturuyor. Toplu sahnelerdeki uyum ve bireysel performanslardaki derinlik, iyi bir reji yönetiminin sonucu olarak kendini hissettiriyor. Özellikle duygusal geçişlerde abartıdan uzak, sahici bir oyunculuk dili tercih edilmiş olması izleyiciyle güçlü bir bağ kurulmasını sağlıyor. Işık tasarımı ise oyunun görünmez anlatıcılarından biri gibi çalışıyor. Sahnenin duygusunu belirleyen, ışık kullanımı, Müzik ve koreografi rejiyle kusursuz bir uyum içinde. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, izleyiciyi yormayan ama sürekli oyunun içinde tutan, dengeli ve özenli bir sahneleme ortaya çıkıyor. Tebrikler Çiğdem Tunç.

Geçelim oyunculuklara; Oyunculuklar, oyunun bel kemiğini oluşturuyor. Bireysel performanslardaki derinlik açısından ilk göze çarpanlar Çiğdem Tunç, Sema Aras, Balca Başman, Deniz Salman, Gamze Yarka, Volkan Yalav, Umut Yüksel. Dediğim gibi bu isimler bana göre ilk göze çarpanlar, Savaş Özkartal, Yaşar Ayvacı, Öncil Aktarıcı, Zeynep Sancar, Umutcan Atmış hikaye aktarımındaki karakterlere o kadar güzel can vermişler ki seyircinin ara ara alkışladığını gözlemledim. Oyuncular için şu şunu yaptı, bu bunu yaptı demek istemiyorum. Hepsi mükemmeldi. Ancak daha önce de farklı bir tiyatro oyununda da söylediğim gibi “Yaşasın Tiyatro” diyoruz ya işte tiyatronun yaşaması Söz Deniz Salman gibi çocukları sanata daha çok özendirmekten ve bıkmadan usanmadan zevk alarak yapmalarını sağlamaktan geçiyor. Umarım ilerde daha çok projede görürüz Söz Deniz Salman.

Ayrı bir parantez; Oyunun Süpervizörü, bunun dışında daima destekçisi, yüreklendiricisi, ekibin mentoru Pınar Çekirge’ye ayrıca teeşekkür etmek istiyorum.

Sahne önü ve arkası tüm ekibi yürekten kutluyorum. Farklı kurgusu, dengeli, özenli sahneleme tarzı ve mükemmel oyunculukları ile “Aşk-ı Memnu (Hatıran Bende Saklı)” tiyatro oyununu ajandanıza not almanızı, ilk fırsatta gidip izlemenizi tavsiye ederek yorumumu burada sonlandırıyorum.
Genel Yayın Yönetmeni : Murat Karakaş


