11 Ekim’de vizyona giren senaryosunu Kubilay Tat’ın,yönetmenliğini Mehmet Ada Öztekin’in üstlendiği 7. Koğuştaki Mucize filmi üç günde 615 bin 411 kişi tarafından izlendi.




Orijinali Güney Kore yapımı MiracleIn Cell No 7 olan film için pek çok kaynakta uyarlama terimi kullanılmış. Fakat bir eserin uyarlama olabilmesi için başka bir sanat dalının ürünü olarak yeniden kurulması gerekir. Romandan filme, filmden diziye gibi… Bu nedenle ben esinlenme yada alıntı gibi tabirler kullanmayı tercih edeceğim. 7 Koğuştaki Mucize genel itibariyle orijinali ile aynı konuyu ele almış: Bir babanın kızına kavuşma hikayesi. Fakat eser, bizim kültürümüze göre şekillendirilirken bazı aksaklıklar meydana gelmiş. Örneğin Memo’nun hapse düştüğü sahnede Memo’nun bir kızı öldürdü diye dövülmesi ülkemizde pek rastlanmayacak bir durum.
Orijinalinde ana karakter tecavüz suçundan yargılanıyor.Bu nedenle hapiste vahşice dövülüyor. Orijinal versiyonundaki bu sahneyi izledikten sonra; dayak sahnesi izleyici tarafından anlam kazanabildi. Senaryo genel itibariyle mantıksal bir bütünlük içerisinde ilerlese de bu tarz kültürel aksaklıklar meydana gelmiş. Ayrıca hapishane sahnelerinden pek çoğu kamu spotu tadında ilerliyordu. “Ben ettim siz etmeyin” diyen bir sürü suçlu var. Hepsi de yaptığından pişman. Hepsi de dersini almış. Bu sahnelerde filmin gerçeklik ile en ufak bağı kalmıyor. İzleyicinin en sevmediği, senaristin ise en çok kaçması gereken noktalardan biri aşırı didaktik olmaktır. Maalesef bu filmde sıkça rastladık. Kötü karakterin ise akıbeti belirsiz. Bu nedenle pek çok izleyici filmde Memo’nun ölmesi gerektiğini düşündü. Ancak bu şekilde film gerçekle bağ kurabilirdi. Memo’nun ölümü ile verilmek istenen mesaj ‘adaletsiz bir dünyada yaşıyorsunuz.Ne kadar çabalasanız da sonuç elde edemeyeceksiniz’ olurdu. Ben ise “adaletsiz bir dünyada da yaşasanız mücadele edin ve umut edin’ demeyi daha doğru buluyorum. Bu anlamda filmin sonu beni mutlu etti.Sonuç itibariyle, 132 dakika olan film tüm eksiklerine rağmen, güzel bir amaçla yola çıkarak, büyük meseleleri dert edinerek, izleyicisinin güzel zaman geçirmesini sağlıyor. İyi bir filmden beklenildiği gibi, film bittikten sonra izleyicinin üstündeki etkisi devam ediyor. Filmin bir sahnesinde Memo’nun deli olduğu söyleniyor. Fakat akıllı olarak görülen, toplum tarafından normal yaklaşılan insanlar kızlarını öldürüyor, hırsızlık yapıyor…Deli olarak yaklaşılan Memo karakteri ise kızını seviyor ve koruyor. Sanırım senarist kimin daha deli olduğunu ölçmek istedi. Aras Bulut İynemli’nin rolü giyerek gösterdiği başarıyı da atlamamak gerek.
