More
    Ana SayfaELEŞTİRİDilek Türker - Tiyatro Ayna Tarafından sahnelenen “Bu Bir Efsane: Sarah Bernhardt.”...

    Dilek Türker – Tiyatro Ayna Tarafından sahnelenen “Bu Bir Efsane: Sarah Bernhardt.” Tiyatro Oyununun Yorumu ile Sizlerleyim

    500. Yıl Vakfının sponsorluğunu üstlendiği, Dilek Türker – Tiyatro Ayna’nın yeni oyunu, Kanadalı John Murell’in yazıp, Hakan Altıner’in yönettiği, efsanevi Fransız oyuncu Sarah Bernhardt’ın yaşamından bir kesit sunan “Bu Bir Efsane: Sarah Bernhardt.” tiyatro oyununun prömiyeri yaşadığımız büyük felaket sonrası ertelenmişti 9 mart perşembe ünlü konukların katılımıyla gerçekleştirildi. Bizde Sanatsal Faaliyetler olarak Dilek Türker – Tiyatro Ayna’nın heyecanına ortak olmak için oradaydık.

    Kaynaklardan aldığım bilgiyi aktararak başlayayım yorumuma geçmeden önce Fransız tiyatro oyuncusu Sarah Bernhardt (d. 22 Ekim 1844 – ö. 26 Mart 1923), Hollanda kökenli Yahudi bir hayat kadınının en büyük kızıdır. Hayat kadınının, hele eğitimli ve güzelse sosyal çevrede kabul gördüğü “Belle Epoque” döneminde genç Bernhardt hayat kadınlığıyla oyunculuğu birlikte sürdürerek geçinir. Bir hayranının desteğiyle 1859’da tiyatro eğitimine, 1862’de oyunculuğa başlar, 1870’lerin başında ünü tüm Avrupa’ya yayılır, Amerika’ya uzanır. Ölümüne kadar 60 yılı aşkın süre devam ettirdiği kariyerinin yanında, görsel sanatlarla, resim, heykelle ilgilenir, filmlerde oynar, eğitmen olarak çok sayıda tiyatro öğrencisi yetiştirir. Olağanüstü dramatik oyunculuğu kadar, ilişkileri ve evlilikleriyle de sıra dışı yaşamı olan Sarah Bernhardt’ın on yıl süren ciddi sakatlığın ardından 1915’te, bacağı kesilir. Önce tekerlekli sandalyeyle, sonra tahta protez bacakla oyunculuğa devam eder. Yaşlılığında fiziksel durumu hareketlerini iyice kısıtladığında, son yıllarına dek hiç değişmemiş muhteşem sesiyle izleyicileri etkilemeyi başarır. 26 Mart 1923’te, hep düşlemiş olduğu gibi, sahnede ölür. Ününü Avrupa’da 1870’lerde duyurdu ve bunun ardından Avrupa ve Amerika’da aranılan biri oldu. Ünü, ciddi drama aktrisi olarak gelişti ve “Kutsal Sarah” takma adını aldı.

    Oyunun konusu kısaca şöyle; Zamanında dünyanın 8. harikası olarak tanıtılan, düşüşe geçtiği dönemlerde bile Fransa’da Jeanne d’Arc’tan sonra en meşhur, en tanınmış şahsiyet olarak nitelenen, yaşadığı dönemde, dünyanın her şehrinde krallar ve savaş kahramanlarından daha fazla, günümüzde yaşasaydı Elvis Presley ve Beatles’ları bile kıskandıracak heyecan ve coşkuyla karşılanan, imparatorların, kralların önünde diz çöktükleri, erkeklerin üstünde yürüsün diye ceketlerini yere halı yaptıkları çok değerli bir aktris, sahnede geçirdiği bir kaza sonucu sağ bacağı kesilmiş olan Sarah Bernhardt’ın, uşağı Pitou ile anılarıyla yüzleşerek geçirdiği bir geceyi anlatıyor.

    Hazırsanız yorumlaya başlıyorum; John Murell “Bu Bir Efsane: Sarah Bernhardt.” tiyatro oyununu 45 yıl önce yazdığında, efsane tiyatrocudan kalan anılar hala tazeymiş, hatta onu sahnede izlemiş olanların bazıları hâlâ yaşıyormuş. Bu sebeple aktrisin efsanevi yönünden çok, anımsadığı geçmişiyle bilgece hesaplaştığı, yaşamının son yazındaki bir geceyi aktarmayı ve efsanevi aktrise kendince kalemiyle saygı duruşu yapmayı ilke edinmiş.

    Rejiden devam edeyim; Biyografik bir tiyatro oyunu için işlemiş olduğu konu sebebi ile karakterin tüm hayatını anlatmaya kalkmak kolay iş değil. Başımıza eğer başka bir felaket gelmezse 2023’ün en çok konuşulan yapımlarından biri olacağına inandığım efsanevi Fransız oyuncu Sarah Bernhardt’ın hayatını anlatan bu biyografik tiyatro oyununun yönetmen koltuğundaki Hakan Altıner’in almış olduğu sorumluluğun farkında bir şekilde, dekorundan müziklerine, kostüm tasarımına özellikle dönemde var olan aksesuarlara kadar her detayı ile çok ciddi anlamda ilgilenerek çalıştığı o kadar belli ki bana söyleyecek söz bırakmamış.

    Oyunculukları da kendimce sizler için değerlendireyim; Bir tiyatro oyununun etkileyici anlatıma sahip olmasının üç önemli unsuru var bana göre metin, reji ve oyunculuklar. Eğer birisi kötü olursa yada kötü demeyelim de aktarımında ufak bir kusur olursa tüm emek çöpe gider. Hele ki Biyografik bir tiyatro oyunu ise özellikle oyunculara daha büyük bir sorumluluk yüklenir. Abartısız söylüyorum Dilek Türker oyunculuğunun çarpıcılığı bir yana, sahnedeki duruşundan ses tonunun ayarına kadar, Sarah Bernhardt’ı gerçek anlamda yaşar ve anlaşılır kılmayı başardı diyebilirim. Dilek Türker’in biz seyircilerini mest eden adeta varlığıyla kendini tam anlamıyla dolu dolu hissettiren olağanüstü performansını sahnede birebir ilk defa izlemek benim gibi yeni bir tiyatro eleştirmeni için büyük bir heyecan oldu. Dilek Türker’e Sarah Bernhardt’ın uşağı Pitou’yu canlandırarak eşlik eden Tayfun Yılmaz, Sarah Bernhardt’ın annesi, Başrahibe Sofie, Organizatör Garett, bacağını kesen cerrah, Yazar Oscar Wilde gibi karakterlere büründü. Bana göre çok başarılı ve etkileyici bir performans sergiledi diyebilirim. Oyun daha yeni olduğundan çok detay vermek istemiyorum. Muhakkak gidin ve izleyin diyerek şimdilik yorumumu burada sonlandırıyorum.

    Genel Yayın Yönetmeni: Murat Karakaş

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!