More
    Ana SayfaELEŞTİRİRobert Louis Stevenson’ın Klasik Gerilim Romanından Uyarlanan Dünyaca Ünlü "Jekyll & Hyde"Müzikali'nin...

    Robert Louis Stevenson’ın Klasik Gerilim Romanından Uyarlanan Dünyaca Ünlü “Jekyll & Hyde”Müzikali’nin İlgi Gören Muhteşem Prömiyeri Zorlu PSM – Turkcell Sahnesi’nde Gerçekleştirildi

    Robert Louis Stevenson’ın klasik gerilim romanından uyarlanan dünyaca ünlü “Jekyll & Hyde” Müzikali’nin ilgi gören muhteşem prömiyeri dün akşam ünlü konukların katılımıyla Zorlu PSM – Turkcell Sahnesi’nde gerçekleştirildi. Bizde Sanatsal Faaliyetler olarak dev kadrolu ekibin heyecanına ortak olmak için oradaydık.

    İskoç asıllı denemeci, şair , gezi yazarı ve Londra edebiyat çevrelerince sıkça eleştirilen roman yazarı Robert Louis Stevenson’ın klasik gerilim romanından tiyatro müzikalleri üzerinde çalışan İngiliz besteci, söz yazarı ve oyun yazarı Leslie Bricusse tarafından kaleme alınan, Taner Tunçay’ın çevirisini yaptığı, yönetmen koltuğunda oturduğu dev müzikalin oyuncu kadrosunda Hayko Cepkin, Elçin Sangu, Nermin Koçak, Umut Kurt, Cenk Bıyık ve Fatih Al, Tuncay Çağıl, Işık Tolgay, Miray Akovalıgil, Alper Alpman, Buket Bahar, Elerki Taşkın, Oğuz Turgutgenç gibi dev oyuncular yer alıyor. Ensamble: Aysu Akyağcı, Beren Demirci, Beril Korkmaz, Eda Mimaroğlu, Ferhat Akgün, Gamze Çelik, Güney Erdoğan, Halise Eryılmaz, Hazal Aracı, İldeniz Emre Fığlalı, İlteriş Berat Bakırhan, İris Göğüsgeren, Özge Çeçen, Serra İzmiroğlu, Sevda Sezek, Su Lara Aslan, Ünal Kantarcı, Yağmur Elif Seber. Pole Dans: Berfin Karakaya Orkestra Şefi ve Müzik Direktörü: Sabri Tuluğ Tırpan, Orkestra: Ekin Cengizkan, Erkan Karaosman, Onur Ermez, Poyraz Kılıç ve Sinema Senfoni Orkestrası oyunculara eşlik ediyor.

    Oyunun Konusu kısaca şöyle; Kişilik bölünmesini konu edinen Dr. Jekyll ve Mr. Hyde, iyi-kötü, güzel-çirkin, şeytan-melek gibi zıt vasıfların insanda aynı anda bulunabileceğini, Dr. Jekyll’ın kendi kişiliğinin iyi ve kötü yanlarını birbirinden ayırmak istemesiyle gerilim dolu olaylar zinciri başlıyor.

    İçinde bulunduğumuz bu dünyada, halen maalesef ki yüz yüze olduğumuz bir durum kaybedilmiş insanlık. Bu roman bizi bir kez daha, iyiliğin ve kötülüğün bireysel mi yoksa toplumsal mı olduğuna dair aydınlatma amaçlı yazılmış ancak ana fikir olarak “İnsanın içinde iyi ve kötü iç içe kıskançlık, öfke, karşısındakine zarar verme dürtüsü de var, şevkat sevgi hoşgörü de özetle insan içindeki kötülüğü baskılamak zorundadır” diyor. Kesinlikle alanında bir başyapıt. Aynı zamanda insanın iç dünyası ile ilgili geliş gidişler, çatışmalar ile ilgili bir bilim kurgu, gerilim romanı. Ayrıca romanın yazarı Robert Louis Stevenson’a göre herkes zaman zaman kendisini olduğundan farklı gösteriyor ve insanlar yüzlerinde maske ile dolaşıyor. Aslında derin bir konu biraz daha açmak istiyorum, iyilik ve kötülük son dönemde hemen hemen her gün dilimizden düşürmediğimiz bu iki sözcük, İyilik koşulsuz şartsız karşılık beklenilmeden yapılan yardım, ikram, lütuf, kerem, ihsan. Kötülük ise; Kaba, kırıcı, zarar verici davranış veya söz kemlik ve şerlik. Bu iki sözcük de, dünyada bulunan canlı türünün içinde sadece biz insanlar için geçerli iki kavram. Kötülük yapmak çok kolay, bir kişi veya kişilere iftira atmak, kara çalmak. Ya da, gücünüzün yettiği birini evire-çevire dövmek, arabasını-evini yakmak, bir ormanı ateşe vermek, karşısına geçip keyfine bakmak masrafsız ve zahmetsiz fakat sonuçları çok korkunç. Ama iyilik yapmak cidden çok masraflı, iyi bir vicdan, gelişmiş bir akıl ve iyi bir eğitim isteyen asil bir iş. Bir garibanın karnını doyurabilmek, eline birkaç kuruş harçlık vermek, birkaç öğrenciyi okutmak, doğayı sevmek, hayvanları sevmek ve en önemlisi birbirimize zulmetmemek.

    lafı fazla uzatmadan rejiden bahsederek geçeyim dün akşamki izlenimlerime; Müzikaller içinde coşkusunu barındıran oynayanın enerjisini tüketen ama izleyenlerine anormal derecede enerji veren tiyatronun vazgeçilmez ama zorluğu açısından Türkiye’de çok da sahnelenmeyen türlerdir. Yönetmen koltuğundaki Taner Tunçay bana göre tüm enerjisiyle, tüm gücüyle sağlam akıllara durgunluk veren başyapıt olmaya aday bir müzikale imza atmayı amaçlamış. Başarmış mı ? Abartısız söylüyorum daha ilk gösteriminden tabiri caizse seyircilerini tavlamayı başaran başyapıt olmaya aday bir müzikal hazırlamış. Şahsi fikrim olarak bir Broadway müzikalinden beklenen ne varsa kusursuz bir biçimde verdiği, sahnede biz seyircilerinin beklentisini karşıladığı yönünde. Olay örgüsü gereği fantastik bir anlatımı var. Dekorlar, kostümler, ışıklandırma, barkovizyon, müzikler ve danslar etkileyici ve güçlü bir şekilde oyunun ilk dakikasından itibaren dürüst olmak gerekirse zekice hesaplanıp seyirci ile buluşulan o son ana kadar ödün verilmeden sahneye hazırlanmış. Hal böyle olunca “Jekyll & Hyde” hakkında bir inceleme yazmak benim için zor.

    Oyunculuklardan da kısaca bahsedeyim. Az önce Müzikaller zorluğu açısından oynayanın enerjisini tüketen ama izleyenlerine anormal derecede enerji veren türler demiştim. Bu açıdan baktığımda Yapımcısından, sahne asistanına, “ensamble”ndan, dans koreografisine ve baş rolüne kadar herkes deyim yerindeyse sahnede kanıyla canıyla kendilerini ortaya koydular dolayısıyla önce tüm ekibi tek tek tebrik etmek istiyorum. Her yorumumda bir şekilde övgü ile hep bunlardan bahsederim ama gerçek olmayan duygularımı sırf oyun izlensin diye yazmam ayrıca ben kolay kolay oyun beğenmem bunu da göz önünde bulundurun değerli Sanatsal Faaliyetler takipçileri. Cenk Bıyık, Fatih Al, Tuncay Çağıl, Işık Tolgay, Miray Akovalıgil, Alper Alpman, Buket Bahar, Elerki Taşkın, Oğuz Turgutgenç canla başla büyük çaba sarf ederek rollerini çok güzel ve gerektiği şekilde oynadılar. Nermin Koçak, Umut Kurt, muhtemelen en iyisini sahnede bize izletmek için yine canla başla büyük çaba sarf ettiler ve en iyi performanslarını izlettiler. Elçin Sangu, takip ettiğim kadarıyla yetenekli bir oyuncu dokunaklı, güçlü elinden gelenin en iyisini yaptı kalbini ve ruhunu performansına kattı. Hayko Cepkin için ayrı bir parantez açacağım, hikayenin ana kahramanı olmak hiç kolay değil özellikle de iyiliğin ve kötülüğün aynı bedende, birbirine karşı acımasız bir savaş verdiği bu hikayede. Dolayısıyla ses tonunu harmanlamada ki kontrolü ve rolüne yürekten bir tutku bağlanarak zorlu bir görevi yerine getirmek için elinden gelenin en iyisini yapmayı hedefleyip bunu da başardığına sahnede birebir şahit oldum.

    Sonuç olarak; Yaklaşık iki saat süren Müzikalin etkileyici ve güçlü ve yüksek temposu dolayısı ile zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. İzlemekten çok keyif aldığım bir tür Müzikal özellikle Broadway Müzikali, Broadway’e mi gideyim, tabii ki hayır. Çünkü Broadway’in en çok bilinen müzikallerinden olan Jeykıll & Hyde Türkiye’de. Eğer tekrar davet edilirsem seve seve gidip yeniden izlerim.

    Genel Yayın Editörü : Murat Karakaş