More
    Ana SayfaELEŞTRİYasemin Yalçın Tiyatrosu yapımı “Emlakçıyı beklerken” isimli fars türündeki Tiyatro oyununu sizler...

    Yasemin Yalçın Tiyatrosu yapımı “Emlakçıyı beklerken” isimli fars türündeki Tiyatro oyununu sizler için yorumluyorum

    Yasemin Yalçın Tiyatrosu yapımı “Emlakçıyı beklerken” isimli fars türündeki Tiyatro oyununu dün akşam İlyas İlbey ve Yasemin Yalçın’ın kendi sahneleri olan Bakırköy Sahne 74’de izlemek sonunda nasip oldu. Sonunda diyorum çünkü daha önce iki kez davetiye almama rağmen anneannemin hastalığı ve vefatı dolayısıyla izleyememiştim zaten daha sonrada tüm dünyanın kabusu olan pandemi girdi araya. İzlemek dün akşama kısmetmiş.

    Çeşitli dizilerde ve sinema filmlerinde oyunculuk yapmasının yanı sıra Tiyatro için kendisini yıllardır seferber etmiş İrfan Kangı’nın kaleme aldığı ve yönettiği oyunun oyuncu kadrosunda İlyas İlbey, Yasemin Yalçın, Eylül İlbey,Kahraman Sivri, Ziya Kürküt, Cenk Tunalı ve Sertaç Akkaya yer alıyor.

    Konusundan da kısaca bahsedeyim; Ev kiraya verilsin diye emlakçıya bırakılan bir anahtar ve o anahtarı eline geçiren dünyanın en düzenbaz emlakçısı Şuayip! Hazır boş ve kurulu evi bulunca çapkınlık yapmaya karar veren Şuayip’ in eve bir konsomatris çağırması ile başlayan olaylar zincirine bunaklığı ve manyaklığıyla nam salmış komşu Kamuran bey ile başarısız, özenti bir pop şarkıcısı olmaya çalışan Taner ve olayların tam ortasında kendini bulan masum günahsız ama mağdur Latif dahil olur. Tüm bunlar yetmiyor gibi eve çağırılan konsomatris Leman’ı ve Şuayip’i vurmaya gelen Tophaneli Jilet Hasan ile eve kocasını basmaya gelen Şuayip’in eşi Ayten bir de olaylara kafadan giren bir de polisin devreye girmesiyle ortalık iyice karışır.

    Hazırsanız yorumlamaya başlıyorum; Her zaman söylediğim gibi, Tiyatro ile 13 yaşımda izlediğim bir Fars oyunu vasıtası ile tanıştım. Dolayısıyla her tür oyuna ilgim olup izlememe rağmen Fars türü tereddütsüz tercih ettiğim bir tür. Hayatım boyunca Fars türü komedi oyunlarının hastası olduğumu zaten bilen bilir. Bunca yıldır Tiyatro seyreden biri olarak ve gözlemlerime dayanarak söylüyorum. Bu tür komedi oyunlarını yazmak da, sahneye koymak da oynamak ta zor, o yüzden Türkiye’de bunu başaran Tiyatro topluluğu pek az sayıda. Bu sözünü ettiğim az sayıda Tiyatrolardan biri Yasemin Yalçın Tiyatrosu. Yine her zaman altını çizerek söylemişimdir. Ortada bir başarı varsa bu tek kişinin değil bir ekibin başarısıdır.

    Sahne izlenimlerime geçiyorum; Öncelikle gerçek anlamda tüm samimiyetimle söylüyorum kaliteli ve samimi işlerin seyircisine ulaşacağına inanan bir insanım. Seyircinin bu zor zamanlarda eğlendiği oyunlar seyircinin tiyatroya ilgisini arttırıyor. Oyuncuların birbirleri ile iletişimlerinin ve tüm oyuncuların kendi aralarında iyi paslaştığını gözlemledim. Ayrıca çeşitli kelime oyunları ile günümüz göndermelerini başarılı bir şekilde aralara sıkıştırmışlar.
    Bireysel olarak oyunculukları incelemeye İlyas İlbey ve Yasemin Yalçın’dan başlamak istiyorum; Oyunun daha ilk dakikalarında ve oyunun finalinde salonu dolduran seyircilerin coşkulu kahkahasını, alkışını almaları yılların vermiş olduğu tecrübelerinin yabana atılmaması gerektiğini ve her ikisinin de ise sahne bilgileri, karakteri yorumlama teknikleri şapkamızı çıkarıp önünde saygıyla eğileceğimiz cinsten. iki üç ismi sona bırakacağım neden olduğunu birazdan anlayacaksınız.

    Sertaç Akkaya’dan devam edelim pop şarkıcısı olmaya çalışan Taner’e ayrı bir parantez açmak gerek kendisini sahnede ilk defa izledim. Çok keyifli canlandırmış bu karakteri ve biz seyircilerine büyük bir keyifle izlettirdi.

    Ziya Kürküt’e gelirsek; kendi dengesizliğinin içinde dengesini korumaya çalışan bir karakter olan Jilet Kazım’a hayat vermiş psikopat tiplemelerin kendisine acayip yakıştığını düşünüyorum sanırım bu oyunda seyircide aynı fikirde.

    Üç ismi sona saklayacağım demiştim. Bu isimlerden ilki Cenk Tunalı; Oyunun sürekli dikkatli olmayı gerektirdiğini düşünürsek oyunun en başından sonuna kadar her açıdan dikkatli ve seyirciyle sürekli reaksiyon açısından büyük bir bağ kurduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

    Eylül İlbey ve Kahraman Sivri; Bu iki ismi sona saklamamın iki nedeni var. Birincisi iki oyuncunun iki farklı karaktere hayat vermesi, ikincisi iki karakter arasındaki zıtlığı ne kadar net sergileyebildiklerini bizlere göstermesi. Eylül İlbey aynı zamanda bildiğiniz üzere İlyas İlbey ve Yasemin Yalçın’ın kızları olarak ünlenmekten ziyade ilgisini cezbeden her konunun (sanatın her alanına ve özellikle Tiyatroya) hakkını teslim noktasında gözle görülür şekilde bilgi ve beceri sahibi olduğunuda bizlere kanıtlamış oldu. Kahraman Sivri; Yine yılların vermiş olduğu tecrübesi sayesinde seyirci ile çok sıcak ilişki kuran bir oyuncu olduğunu bizlere göstermiş oldu.

    Sonuç olarak; Dekor, Kostüm ve Aksesuar, ışık ve müzikler için söyleyecek sözüm yok hepsi türün gerektirdiği tempoya uygun olarak tasarlanmış.Kapıların giriş çıkış için çokça kullanıldığı temposu oldukça yüksek bir oyun izledik yine dün akşam. Çok eğlenceli bir akşam oldu benim için. Böyle bir reji ve oyuncu kadrosuyla nasıl gülünmez, eğlenilmez ki? Hala izlemediyseniz ajandanıza kayıt edin ve ilk fırsatta izleyin.

    Genel Yayın Editörü : Murat Karakaş