More
    Ana SayfaHABERKumbara Görsel Sanatlar'ın kurucusu, müjdat gezen sanat merkezi tiyatro bölümü mezunu aktör...

    Kumbara Görsel Sanatlar’ın kurucusu, müjdat gezen sanat merkezi tiyatro bölümü mezunu aktör aynı zamanda yönetmen Vural Bingöl ve Kumbara Görsel Sanatlar emektarlarından biri olan değerli eşi Arzu hanım ile aile ortamı tadında muhteşem bir sohbete imza attık

    İnsanın yanındayken kendini iyi hissettiği insanlar vardır ya, Vural Bingöl bey ve Arzu Kurnaz hanım benim için onlardan. Bunu tüm samimiyetim ile söylüyorum. İkisi de daha çok hayatın huzur ve sakinlik tarafında yaşayanlardan tabi ki her insanda olduğu gibi kendi iç dünyalarında gelgitleri olabilir. Hangimizin yok ki…
    Benim onlarda her zaman gördüğüm Pozitif, enerjisi yüksek, neşeli ve rahat tavırları sempatik davranışları çok da uzatmayayım sadede geleyim siz değerli sanatsal faaliyetler takipçileri… Bundan tam üç yıl önce Kumbara Görsel Sanatlar kurucusu emektarı tiyatro oyuncusu Vural Bingöl ile Notre Dame Quasimodo Müzikali sonrası kısa bir röportaj gerçekleştirmiştik. Ve insanları bireysel karantinaya zorlayan korona salgını dolayısıyla sizler için evlerimizden teknoloji sayesinde net üzerinden dışarı çıkmadan röportajımızın devamını sağladık. ne kadar geri planda dursa da Kumbara Görsel Sanatlar emektarlarından biri olan değerli eşi Arzu hanımı da kattık sohbete merakla beklediğinizi düşünüyorum…

    işte başlıyoruz

    Öncelikle bu güzel müzikalleri bizlere kazandırdığızdan dolayı Cesaret ve çabanızı kutluyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum. Klasik bir soru ile başlayalım.

    Vural Bingöl kimdir?

    Vural Bingöl : “Müjdat gezen sanat merkezi tiyatro bölümü mezunuyum. Kendini tiyatroya adamış tiyatro için çabalayan aynı zamanda Müzikal’lerede merak salmış birisiyim”.

    Arzu Hanım sanatsal faaliyetler takipçilerine biraz kendinizden bahseder misiniz? Arzu Kurnaz Kimdir ?

    Arzu Kurnaz : “Türkiye’de doğdum büyüdüm, uzunca bir süre okumak için gittiğim Amerika’da yaşadım ve bir gün doğru insan olduğuna inandığım insan için Türkiye’ye geri döndüm. Ben aslında çok basit yaşayan ve basit düşünen bir insanım. İnsan olmak yolunda kendini eğitmeye Çalışan hatta bu yolun daha çok başlarında dolasan sıradan birisiyim. Başarılı olmak hayattaki kendim için sahip olduğum motivasyondur. En önemlisi de “CAN” benim için çok değerlidir. Bir sıralamam vardır ( Farkındaysanız sıralamalarla yaşıyorum ) Bebekler ve Hayvanlar 1.sıradadır.(Tek bir bebeğin ve tek bir hayvanın dahi ac olmasına, acı çekmesine dayanamam) Doğa 2.sıradadır (Doğada gördüğümüz görmediğimiz her bitkinin bir canı vardır. Ve bu canı asla acıtamam. Öyle ki asla koparılmış çiçek kabul etmem, hatta Vural’la ilk tanıştığımızda ilk uyarım “bana sakin çiçek gönderme” oldu. Genel olarak iyi insanlar 3.sıradadır benim için”.

    Kumbara Görsel Sanatlar ne zaman kuruldu ? 

    Vural Bingöl :”26 nisan 2010 yılında kuruldu. Yaklaşık 7 senelik bir tiyatro kuruluşuyuz”.

    Notre Dame Quasimodo Müzikalini Türkiye’ye uyarlama fikri ne zaman oluştu ? :

    Vural Bingöl : “2016 yılında karar verdik. Zaten çok beğendiğim bir müzikaldi gerekli mercilerle görüştük izinlerini aldık. Bu işin hem genel koordinatörlüğünü ve süpervizörlüğünü üstlenen o zamanlar nişanlım olan eşim Arzu hanım ile oturduk konuştuk biz bu işi başarabilir miyiz diye Sonrasında neden olmasın diyerek, sıkı bir çalışmaya girdik.aylarca süren bir çalışma sonucu bu güzel oyunu siz seyircilerimizin beğenisine sunduk”.

    Birde sizden dinleyelelim mi hikayeyi Arzu hanım ?

    Arzu Kurnaz : “Beni hem duygulandıran hem de güldüren bir hikayedir bu. O zamanlar hala Türkiye’ye gelmemiştim. Vural bana Esmeral’dam derdi ben de Quasimodo’m derdim. Bir gün çok kararlı ve inanarak Notre Dame’ın Kamburu’nun müzikalini yapalım mi , yanımda olur musun diye sordu. Ben de kabul ettim. O zamandan bugüne öyle çok aşamalardan geçti ki proje (Murat’cım sen de hemen hemen her safhasına da tanık oldun sayılır) bugünlerimize şükürler olsun”.

    Yaptığınız ilk işi hatırlayın, o günlerde geleceğe dair gerçekleştirmeyi dilediğiniz en büyük hayaliniz neydi?

    Vural Bingöl : “İlk işim on altı, on yedi yaşlarında model uçak hakemliği yaptım. Gökyüzünü ve model uçakları seyre dalarken pilot olmayı hayal ederdim. Ama kader Tiyatroyla tanıştırdı ve o günden bugüne tiyatroda başarılı olmayı hedefledim”.

    Arzu Kurnaz : “Benim ilk işim orta okul son yıllarında yaz tatilinde babamın bir doktor arkadaşının muayenehanesinde çay yapmak, bekleyen hastalara servis yapmaktı. İnsanları tanımam ve çalışmanın ne olduğunu anlamam içindi herhalde. Yanlış hatırlamıyorsam bir buçuk, iki ay kadar çalıştım. O zamanlarda ki en büyük hayalim Arkeolog olmaktı (nedendir bilmem ama hala hatırlarım, kazılar yaptığımı,binlerce yıllık insan kemikleri bulgumu hayal ederdim )”.

    Başarı basamaklarını çıkarken insanlara neleri önerirsiniz?

    Vural Bingöl : “Sabır, hırs ve kararlılık olmazsa başarı basamaklarını çıkmak çok zor, hatta bir kaç basamaktan sonra yorulursunuz”.
    Arzu Kurnaz : “Vural beye katılıyorum. Ek olarak sadece basamakları sıralamak isterim; Hırs birinci basamaktır başarıda ancak, hırsla diğer basamaklara çıkarken etrafına zarar vermemek yani insan olmak en önemli olgudur. Sabır ikinci basamaktır başarıda, hiç bir başarı bir günde ya da bir ayda gerçekleşmemiştir. Zamana ve kendine inanarak sabrederek basamaklar çıkılmalıdır. Kararlılık üçüncü basamaktır. Bu basamağa gelene kadar ve bu basamakta bir çok zorluk insanın karşısına çıkar, bu zorluklarla savaşıp kararlılıkla başarıya ulaşılabilir. Tabi bu basamaklara çıkmak için ilk olarak HEDEF belirlemek gerekir”.

    Her ikinize de sormak istiyorum. Hayatın negatif yönleri ile nasıl savaşıyorsunuz ?

    Vural Bingöl : “Sabrederek ve güzel günlerin geleceğine inanarak. Umudumu hiç bir zaman kaybetmemeye çalışıyorum”.

    Arzu Kurnaz : “Savaşmıyorum, negatifi pozitif olarak görüyorum. Şimdi diyorsun ki nasıl?… Çok basit aslında negatif gelen ne varsa onun içerisinde bana gönderilmiş bir tecrübe vardır mutlaka diyerek pozitif bakmaya çalışıyorum”.

    Şu an içinde bulunduğumuz siyasi ve toplumsal şartlarda iç huzuru bulabilmek aslında kolay değil. Siz nasıl altından kalkıyorsunuz?

    Vural Bingöl : “Oluşturulan şartlarla mücadele ederek her yapının pozitif yönlerini görmeye ve anlamaya çalışıyorum. Eleştirmem gereken noktada da eleştiriyorum”.

    Arzu Kurnaz : “Siyasi ve toplumsal şartlar beni zaman zaman sinirlendirse de iç huzurumu asla bozamadı, çünkü siyasi hiç bir fikri taşımıyorum ve inanmıyorum da. Siyasi her fikrin kalbi ve beyni kirlettiğini düşünüyorum .İnsan olmaya inanıyorum ve her gün insanlığın da kirli düşüncelerden arınması için Allah’a yalvarıyorum . (Çok ütopik olsa da belki bir gün neden olmasın diyorum kendime)”.

    Tiyatro seyircisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Vural Bingöl : Ülkemizde geçmişten günümüze daha seçici , daha dikkatli , daha bilgili ve eleştirel olmaya başladı. Bence sanatın ve zihinlerin gelişmesi adına bu durumu çok olumlu buluyorum ve mutluyum.

    Yorumda da da bahsetmiş olduğum gibi Herhangi bir sahnesini izlediğim veya şarkısını duyduğumda beni bambaşka alemlere taşımayı başarıyor bu iki müzikalde. Sorum su Başarılı olurum veya olmam kaygısı yaşadınız mi veya yaşıyor musunuz?

    Vural Bingöl : Hep yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Ortaya koyduğumuz her temsil öncesinde başarılı olabilecek miyiz olamayacak mıyız diye hep kaygı duyarım ve her temsil öncesinde bu kaygım güzel sonuç alana kadar yinelenir.
    Arzu Kurnaz : Öncelikle senden bunu duymak çok mutlu etti beni. Daha önce de bahsettiğim gibi , başarılı olmak hayattaki motivasyon kaynağımdır. Tabi ki her insan gibi başarısız olma kaygısı taşırım ama bu kaygı çok tutunamaz benliğimde çünkü başarıya odaklanırım.

    İnsanlar sizce sevgiden neden yoksun nereye gidiyor insanlık yada sizce de öyle mi ?

    Vural Bingöl : Günümüz dünyası her şeyi çok anlık yaşıyor. Maddi manevi her şey çok yozlaşmış durumda. Duygular fast food ürünler gibi çok çabuk tüketiliyor. Bu yüzden de her açıdan sevgi gelip geçen bir hale bürünmüş durumda maalesef.
    Arzu Kurnaz : Bu konu hem beni en sinirlendiren hem de üzen konulardan birisidir. İnsanlar sevgiden yoksun olmayı tercih ediyor. Tabi ki bu tercihlerin de sebepleri var, her şeyden önce teknoloji denen insanlığın elindeki en büyük nimet insanlığın yararına olduğu kadar, insanlığı öldürüyor. Her gün biraz daha kalbi durumdan (tam karşılığı olan kelimeyi bulamadığım) bencilliğe doğru itiyor. Vural’a katılıyorum, sevginin her çeşidi çok hızlı tüketiliyor. Sevgiler çıkarların bittiği nokta da yok olup gidiyor. Uzun süreli dostluklar, ilişkiler, evlilikler her geçen gün azalıyor.

    Her ne kadar geri planda dursanız da Kumbara Görsel Sanatlar emektarlarından birisiniz Arzu Hanım sanatsal faaliyetler takipçilerine bu konuda neler aktarmak istersiniz?

    Arzu Kurnaz : “Başarının mutfağında olmayı seviyorum. Başarı bir yemek gibidir. Ne pişireceğinize karar verirsiniz, malzemeleri eksiksiz hazırlar ve doğru ölçülerle bir araya getirirsiniz. Sabırla ve takip ederek gerektiği gibi pişirip bir de sevginizi eklerseniz muhteşem bir yemek sunarsınız masaya. İşte ben bunu yapmayı seviyorum. Benim için önemli olan yemeği benim yaptığımı insanların bilmesi değil, yemeğin lezzetinin muhteşem olduğunu söylemeleridir”.

    Hobileriniz ve fobileriniz var mıdır?

    Vural Bingöl : “Hobilerim , bahçeyle uğraşmak sebze ve meyve yetiştirmek, kitap okumak, kampçılık”.

    Arzu Kurnaz : “Ney üflemek, kitap okumak, sokak hayvanlarıyla zaman geçirmek (aynı zamanda evdeki kedilerim ve bahçemizde ilgilendiğimiz diğerleriyle), film izlemek. (Evde kalmak zorunda olduğumuz bu günlerde yeni merak saldığım kara kalem çalışmalarına başladım. Henüz birinci kurdayım çizgi çalışıyorum. Çizebilir duruma geldiğimde ilk olarak kendi Ney’imi çizebilmeyi hayal ediyorum)”.

    Benden bu kadar son olarak bu güzel röportajı okuyan değerli sanatsal faaliyetler takipçilerine neler söylemek istersiniz ?

    Arzu Kurnaz : Son olarak eklemek istediğim benim için çok önemli bir konu var. Öncelikle tüm dünyayı etkileyen ve toplum olarak bizi de ağır bir şekilde etkileyen pandemi süreci yaşıyoruz. Hayatlarımız kısıtlanmış olabilir, işlerimiz iptal olmuş olabilir, yaşam kaygısı içerisinde olabiliriz. Ancak bugünler geçecek ve hala Sağlıklıysak ve yarını düşünebiliyorsak ne mutlu bize. Bunca kaygının arasında sokaktaki sessiz canlarımızı lütfen unutmayalım. Bizler her sıkıntımızı açlığımızı tokluğumuzu dile getire biliyorken onlar sadece sessizce bizden sevgi ve yiyecek bekliyorlar. Maddi durumunuz elvermeyebilir bunca sıkıntının ortasında mama nasıl alayım da diyebilirsiniz… Ama yiyeceğiniz iki dilim ekmeğin bir tanesi sizi doyururken bir diğeri de bir köpeğe ,ya da bir kediye, ya da bir kuşa yaşama desteği verir. Belki bir dilim ekmek yiyeceksiniz doymayacaksınız. Ama diğer dilimi o hayvan yerken seyrettiğinizde ruhunuzun nasıl doyduğunu ve nasıl mutlu olduğunuzu hissedecek ve tebessüm edeceksiniz. Çok konuştum sanırım her zamanki gibi…
    Sevgiyle kalın.

    Samimiyetiniz ve güler yüzünüz için ve verdiğiniz yanıtlar için çok teşekkür ederiz.

    “Bizde çok keyif aldık. Dostum gerçek dostluğun için bir milyon kez teşekkür ederiz”.

    Genel Yayın Editörü : MURAT KARAKAŞ